Sunday, May 20, 2007

being a lost freak, take #2

en az dharma initiative olayı kadar gizemli, yalnız onun olmadığı kadar gerçek bir deney cern'deki atlas deneyi. yine de insan kendini alamıyor, koc-caman bir dharma logosu yapmışlar parçacık yakalama odası yapacaz diye:P

20.09.08 editi: foto atlas değil de cms'e (compact muon solenoid) ait sanki...

google analytics, komple

meltem'den aldım feyzi, tabi önce kendisini big brother'cılık oynamakla suçlayarak :P egiBlog'a kim nereden geliyor, ne kadar kalıyor bilmemek kötü bir şeydi; birşeyler yazıp/çizip/karalayıp devamlı hiç izlenmediği izlenimine (kelimelere dikiz) kapılmak sağlıklı değil. yet again, the hero saves the day...

tüm bunların haricinde, bu yaz kafamızı iğfal edecek parça burak kut'tan (sözleri sezenanım'dan, müziği de şilili bir reggaeton şıftırtısından - did someone say "dale don dale"?) geliyor, komple! komple tikiymişiz, öyle diyor sayın kut.

blog'uma da geri dönebildim ya, benden mutlusu yok :P

Sunday, May 13, 2007

olan biten geçen giden

cumartesi akşamı biraz dağ havası almak için koç'taki bahar festivali'ne gittim. line-up fena değildi; dolapdere big gang, helldorado, nil ve ajda vardı. dolapdere big gang'in sonuna yetişebildim, ama pek de bir numaraları olduğunu düşünmüyordum zaten. en önemlisi, koç'tayken gittiğim her festivalden eksik olmayan yağmur bu sefer yoktu. bir de, allah'ın koç dağlarında ne işi olduğunu bilemediğim iki inanç'lı da oradaydı; erdem öztürk ve cancan. dilek zaten ev sahibi, ama ağırlandığımı söyleyemeyeceğim :P onca bağırmaktan üç gün sesim çıkmaz diye düşünüyordum, sabahına hiçbirşeyciğim yoktu. demek ki neymiş, her halükarda ses tellerini nemli tutmak gerekiyormuş. arpa suyuyla banyo az yapmadılar hani yani... tüm bunların haricinde, öğrenci olmanın ne süper, ne aranası, özlenesi bir şey olduğunu tekrar gördüm. yalnız koç bu hislerin hakkıyla yaşanabileceği bir yer değil sanki, çok cebelleştiğimden midir nedir?

hepsii geçtim,
FENERBAHÇE ŞAMPİYON!

100. yılda çok ama çok yakıştı fener'ime.

bu ara birkaç kişiye inanç'ın logosu lazım oldu, ben de bendeki en yüksek çözünürlüklü olanını buraya koyayım dedim:

inanç'la ilgili her şeyin bir sezonu var; mezunlar günü yaklaşırken de nostalji sezonu açılıyor demek ki :P

Tuesday, May 8, 2007

playing tag, without all the running

şu zamana kadar egiBlog dahilinde niye yapmadığımı bir türlü kendime açıklayamadığım bir şeye bugünden itibaren (ve geçmişe dönük) başlıyorum. her post'u tag manyağı yapıyorum bundan sonra. web 2.0 olayının esası da bir yerde bu, insanların bilgiye ve geyiğe yönlenmesini kolaylaştırmak lazım :)

Monday, May 7, 2007

myers-briggs...

bayağı bir zaman önce bir arkadaşımın dürtmesiyle (ve "ya şu saatte cosmo testleriyle mi uğraşacam" serzenişleriyle) web'den bir myers-briggs type indicator testi doldurmuştum. pek tabi bir cosmo testi falan olmadığını anlamam uzun sürmedi. böyle 4 tane temel eğilime göre bir yere yerleştiriveriyor insanı, süper olay. ayrımlar da binary olduğundan 4^2 = 16 "stereotip"ten birine yamanıveriliyorsunuz. çok bir şey ifade etmese de intp(wiki)(ek$i) sınıfına giriyormuşum. nedir? tipik nerd işte; düşünen, düşünme üzerine düşünen, düşünme üzerine düşünmek hakkında kafa yoran, her ne kadar sistem insanı olsa da pasaklı saçaklı. bazı tespitler fena halde uyuyor, ama yine de insanları hepi topu 16 kategoriye ayırmanın ve bunu bilimsel kabul etmenin astrolojiyi (o da 12'ye ayırıyor, kategori kullanımında verimli :P ) bilim saymaktan pek bir farkı yok sanki, ki myers-briggs ile ilgili wiki maddesinde bundan bahsedilmiş (forer effect şeklinde). sonrasında jung'un adı geçince de "pardon abi, bilemedik" diyesi geliyor insanın. garip, ikircikli bir durum.

onların haricinde yorgunum, daha da yorulacağım. bilmemkaç saattir adobe cs3 web premium'u windows server 2003 üzerine kurmaya çalışıyorum, photoshop ve illustrator kurulmamakta inat ediyor; ya windows xp sp2 ya vista, başka birşeyin üzerinde çalışmayı reddediyor adi şerefsizler. vardır web'in kıyıda köşede bir yerinde bunun etrafından dönmenin bir yolu, ama şu saatte (00:30) uğraşamam bunlarla.

geç yatmayı, yatmamayı, vampir hayatını özledim. hikikomori (wiki)(ek$i) falan mı olsam ne? aklını yediğimin çekikleri işte...

Thursday, May 3, 2007

pseudocode iyidir...

az önce mine'nin python şeysi için pseudocode yazip gonderdim. pseudocode iyidir, çünkü her zaman çalışır... kağıt üstünde tabii :) umarım işine yarar...

onun haricinde, bir ara burada anladığım ex libris olayını tam teşekküllü bir kütüphane otomasyon olayına çeviriyorum hiç işim gücüm yokmuş gibi. db'sini hazırladım, 10 civarı tablosu var, işlemlerin çalışma mantığını da hazırladıktan sonra iki satır koda bakar olay.

iki gün mesaiye kaldım. değil pestilim, nano düzeyde filmim çıktı. taksiyle kule-ev(kartal) arası 1. köprüden 40, 2. köprüden 47 lira tutuyormuş bu arada, test ettim onayladım.

Tuesday, May 1, 2007

1 mayıs, mayısın biri...

garip bir zamanda, garip bir yerde yaşıyoruz türk halkı olarak; bugün çok daha rahat gördüm. bir olay/durumun ülkenin dirliğine, düzenine katkısını imkb endeksinin dalgalanmaları ile ölçen bir zihniyetin böylesi basit bir hesabın altından kalkabilmiş olması gerekirdi. şöyle ki:

  • öncelikle, ağır polisiye önlemlerin alındığı durumlarda "karşı" tarafın (evet, strateji kitapları, cephe haritaları, kırmızılarla maviler) da bilendiğinin artık görülüyor olması lazım.
  • sonrasında, madem herşeyimiz pek bir liberal ve her büyük satış/özelleştirmede stopaj/kdv peşinde koşma ufuksuzluğuyla, "bırak yapsınlar, bırak geçsinler" anlayışıyla hareket ediyoruz, o zaman bırakınız kırsınlar, bırakınız döksünler efendim! zararı (en fazla 3-5 milyon ytl) yandaş müteahhitlere aktarmak için ayırdıklarınızdan karşılarsınız!
  • onun yerine ne yapıldı? metro, deniz otobüsü, vapur, feribot seferleri iptal edildi (hoş, çağlayan mitingi'nde de halk otobüsleri lisanslarının geri alınmasıyla tehdit edilerek çalıştırılmadı, birçok anadolu şehrinde canlı yayınlar izlenemesin diye elektrikler kesildi), her iki boğaz köprüsünün de bağlantı yollarında akışı tek şeride düşüren kontrol noktaları oluşturuldu. işine gücüne, gidecek milyonlarca insan saatlerce gecikti, medeniyetin şaşmaz baremi borsa bile zamanında işlemlerine başlayamadı. sonuç milyonlarca ytl'lik iş gücü kaybı!
bir sayfanın iki yanına bunları yazıp muhasebesini yapıversinler bir zahmet; işine 4,5 saatte gidebilmiş, feci yol yorgunu biri olarak uğraşamayacağım. beni ve tüm istanbulluları bunlara maruz bırakan aşırı yetkililer hakkında ne düşündüğümü de ileriki aylarda önüme konacak sandığa anlatacağım.

size de tavsiye ederim.

not: işin insani (şiddet/gözaltı) boyutuna değinmek bile istemiyorum; ezbere biliyorsunuz ve en sulandırılmış haliyle bile mide bulandırıcı.