-ya da nisansonumayısbaşıbilinmezbirnoktayadeğin-
kısa keseceğim. kesemediysem, en azından denedim.
nisan başında dükkandan irice bir grup oluşturup erikli yaylası'na trekking yapmaya gittik. daha önce -ki yaklaşık 15 yıl kadar önce oluyor bu- geldiğimden beri çok ve ne yazık ki kötü yönde değişmiş erikli yaylası. bir yerlere su getirmek için olmadık yerlere borular, künkler döşemişler, dere kenarının önemli bir bölümüne kayalar yığıp etrafı darmaduman etmişler. her neyse, çok da hazırlık yapmadan gittim; ne bileyim, trekking ayakkabısı yerine prehistorik nubuk hush puppies'lerim vardı ayağımda. epeyce yürüyüp sonrasında hafif bir tırmanışla şelaleye (şelale!) ulaştık. sonra tatlı bir inişle günün ilk yarısı tamamlandı. yemek ve dinlenme molası; sucuk ekmek, hemen ardından folyoda eritilmiş koska helva + nutellaya muz bandırmaca. bir yerlere tırmanacağımız, tırmanmayacaksak da epey zorlanacağımız belli. mola sonuna doğru yağmurun başlaması da günün geri kalanının nasıl geçeği konusunda şüpheye yer bırakmadı; vıcık vıcık ve zorlu. keçi yolundan farksız güzergah, yağmurdan dolayı devamlı kayan zemin, iki bacağıma da sırayla kramp girmesi ve bütün o çamurdan kurtulduktan sonra teşvikiye köyü'ne doğru devam eden ve en azından o an hiç bitmeyecekmiş gibi gelen düzlük. o kadar masraf edip su geçirmez trekking botu alanların hayal kırıklığı, benimse tek kuru kalan yerimin ayaklarım olması. uzun zamandan sonra böyle bir değişiklik iyi geldi diyebilirim. 50 kilo kadar verdikten sonra tekrarlamak lazım.
23 nisan tatilinde ise wired dergisinin -sevilir, tavsiye edilir- eski sayılarını bulma hevesiyle kadıköy'deydim. sahaflık müessesesi anadolu yakasında ölmüş durumda efendim, ben bugün bunu gördüm. sadece eski kitap, lütfederlerse de birkaç eski dergi bulunabiliyor kadıköy "sahaf"larında. bu eski dergilerin tamamı da türkçe. yabancı dergilerin geçmiş sayıları (back issue) ise dağıtım şirketleri tarafından hemen toplatıldığı için bulunamıyormuş. hafif bir moral bozukluğuyla karşıya geçmeye karar verdim. beşiktaş iskelesinin önünde 1. ordu bandosunun konserine (önce marşlar, sonra klasikler, sonra eller havaya- tipik türk düğünündeki playlist'e yakın bir şeydi) takıldım biraz, sonrasında ver elini vapur. hava da bir güzel, bir güzel... vapurun kıç tarafına kurulmamla telefonumun çalması bir oldu. arayan, en az 3 senedir görüş(e)mediğim, inanç'tan, bizim tertipten can barışcan, nam-ı diğer cancan. iştir, güçtür, yapılandır, yapılmak istenendir, ..., her şeyden konuştuk. 3 yıllık arayı 6 saatte kapattık. çaktırmayayım, bir sürü proje adayı fikir çıktı. dergiler mi? dergilerin 134 tanesini -ki bulmaya çalıştıklarım 150-160 küsur taneydi- ebay'den buldum. halen tamamına erememiş olan geliş hikayeleri ayrı bir yazı konusu...
Showing posts with label istanbul. Show all posts
Showing posts with label istanbul. Show all posts
Wednesday, July 14, 2010
Saturday, April 25, 2009
ayda bir anca
yoğunum.
öyle böyle değil, her yerden iş yağıyor. iş yapmaktan iş yapamıyorum; araya giren ıvır zıvır şeyler yüzünden esas uğraşmam gereken ve hepsi de zaman kısıtlarına bağlı işlere eğilmek bir türlü nasip olmuyor, olamıyor. hani iş konusunda gevşek davranan, yumurta kapıya dayanmadan harekete geçmeyen biri olsam anlayacağım ama böyle bir durum da yok. işin boktan tarafı, temmuza kadar böyle gidecek gibi. geçen seneki gibi saçmasapan bir zamanda tatile çıkmak durumunda kalmam umarım. iyi blog yazısı çıkıyor böyle zamanlarda fakat bünye üzerindeki etkisini sorun siz bir de :)
bitirme projesinde test verisi üzerinde işi epeyce kolayladım. test verisi derken hafiften istanbul'u andıran (iki bağlantıyla birbirine bağlanmış iki büyük blok) bir bağlantılar grafiği oluşturdum. 110 nokta ve bunları bağlayan 200 küsur doğru parçası duraklarımı ve yol ağını oluşturdu.
[caption id="attachment_181" align="aligncenter" width="419" caption=""test şehri""]
[/caption]
durak adları önce y, sonra x koordinat düzlemindeki harf alınarak elde ediliyor, örneğin şehrin kuzeybatı ucundaki durağın adı ka. bu bağlantılar grafiğindeki yolları izleyerek 110 noktanın tamamını kapsayan 36 hat oluşturdum.
[caption id="attachment_189" align="aligncenter" width="439" caption="hat yayılımı"]
[/caption]
[caption id="attachment_198" align="aligncenter" width="392" caption="hesaplanmış aktarmalar"]
[/caption]
öyle böyle değil, her yerden iş yağıyor. iş yapmaktan iş yapamıyorum; araya giren ıvır zıvır şeyler yüzünden esas uğraşmam gereken ve hepsi de zaman kısıtlarına bağlı işlere eğilmek bir türlü nasip olmuyor, olamıyor. hani iş konusunda gevşek davranan, yumurta kapıya dayanmadan harekete geçmeyen biri olsam anlayacağım ama böyle bir durum da yok. işin boktan tarafı, temmuza kadar böyle gidecek gibi. geçen seneki gibi saçmasapan bir zamanda tatile çıkmak durumunda kalmam umarım. iyi blog yazısı çıkıyor böyle zamanlarda fakat bünye üzerindeki etkisini sorun siz bir de :)
bitirme projesinde test verisi üzerinde işi epeyce kolayladım. test verisi derken hafiften istanbul'u andıran (iki bağlantıyla birbirine bağlanmış iki büyük blok) bir bağlantılar grafiği oluşturdum. 110 nokta ve bunları bağlayan 200 küsur doğru parçası duraklarımı ve yol ağını oluşturdu.
[caption id="attachment_181" align="aligncenter" width="419" caption=""test şehri""]
durak adları önce y, sonra x koordinat düzlemindeki harf alınarak elde ediliyor, örneğin şehrin kuzeybatı ucundaki durağın adı ka. bu bağlantılar grafiğindeki yolları izleyerek 110 noktanın tamamını kapsayan 36 hat oluşturdum.
[caption id="attachment_189" align="aligncenter" width="439" caption="hat yayılımı"]
tek tek hatları vermeyeceğim, meslek sırrı :)
işin "epey kolaylanmış" kısmı aktarma hesaplamasını yapan program. programa başlangıç ve bitiş duraklarıyla beraber maksimum aktarma sayısını girince mantıklı sonuçlar elde edebiliyorum. mesela ab noktasından maksimum 2 aktarmayla jk noktasına nasıl gidildiğini hesaplayalım:
[caption id="attachment_198" align="aligncenter" width="392" caption="hesaplanmış aktarmalar"]
ortaya çıkan seçenek ağacındaki ilk seçeneği şu şekilde dillendirebiliriz: "ab'den 00 numaralı otobüse bin. 1 durak sonra bc'de inip oradan 04 numaralı otobüse bin. 6 durak sonra jk'da in." arada tek aktarmalı bir seçeneğin (ab'den 04 otobüsüyle 7 durak sonra jk) de bulunduğu, yani maksimum aktarma sayısından daha az aktarmaya sahip durumların da hesaplandığı görülebilir. güzel yani :) bu yapıya seyahat süresi tahmini ile ilgili yapıyı da eklemlediğimde daha da güzel, tadından yenmeyesi bi'şey çıkacak ortaya.
yarın da dernek yönetim kurulu var ve bu yüzden ferdaanım'ın brunch'ını (so posh, ain't it?) ekiyorum. zaten sabahın 10'unda kanlıca'da olmamı sağlayacak hızı ve gazı bulmak zor, hele bu sabah bir pazar sabahı ise. uyuy'cam len?!
Thursday, July 5, 2007
mcinfaaoals - eklemeler
madde madde kasayım olan bitenleri:
- geçen hafta servet'le buluştum, ki onunla görüş(e)meyeli -hiç abartmayayım- üç yıl oluyor. uzakta değilmiş en azından; ben iş kuleleri'ndeyim, o da yapı kredi plaza'daki kpmg istanbul ofisinde. yürüme mesafesi yani. artık daha sık görüşecek olmamız güzel birşey, ama bu konuda servet ne düşünür bilemeyeceğim :P arada, daha doğrusu oraya buraya teftişe çıkmadığı zamanlar da akbank'ta müfettişlik parçalayan erkal da bize katılır herhalde. sözün özü, levent havalisinde ufak bir inanç kliği oluştu, bu civara uğrayanları bekleriz.
- altivi teklif detayları sömürgeni bir uygulama hazırlıyordum makina çökmeden önce, onu tamamladım. acayip kalabalık bir veritabanı oluştu; şimdilik yaklaşık 3800 ihale, 650-700 bin kadar da teklif var incelenecek. ilk izlenimlerim biraz şaşırtıcı, hafiften işkillendirici, sonrasında da fena halde gıcık edici.
- şaşırtıcı olan kısmı, eğer altivi sattığı ürünleri "ürün fiyatı" diye duyurduğu fiyattan temin ediyorsa, şu anki teklif sayısı ve teklif bedelleri göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık 2 milyon ytl kadar zararda görünüyor. tabii ki, bu gayet naif bir varsayım; yani piyasa fiyatlarından biraz daha düşük fiyatlarla satınalım yapıyor olmaları beklenir. altivi'den mi yoksa başka bir yerdenmi okudum çok iyi hatırlamıyorum, ama stok tutmadıkları şeklinde bir bilgi/duyum var ki, toptan alım yapmadan nasıl indirim alınabilindiğini çözemedim. indirim demişken, perakende fiyatı üzerinden yaklaşık %25 indirim almış olmaları gerekiyor, o da başa baş noktasına gelinmesi için. bu durumda ya stok tutuyorlar, ya da distribütörlerden acayip kelepir mal kapatıyorlar.
- işkillendirici olan, tekliflerin önemli bir kısmının son dakika içinde yapılmış olması, hatta birçok durumda tekliflerin neredeyse kazanan rakamı ya merkez alacak şekilde, ya da ucu ucuna içerecek aralıklar içinde verilmesi. eğer verdiğiniz teklif grubundan daha sonra teklif verilmeyeceğinden eminseniz o zamana kadar verilen teklif sayısından 1 fazla teklifi en yüksek fiyattan aşağı doğru verirseniz kazanmanız garanti, ama bu da çoğu zaman karlı olmuyor. esas işkillendirici olan ise tekliflerin veriliş şekli değil, bunların altivi ekibi tarafından verilen dummy, "keriz silkeleme" amaçlı teklifler olma ihtimali. bu bakımdan biraz şeffaflığa ihtiyacı var altivi'nin.
- gıcık edici kısım kendini sitenin "yasal uyarı" kısmında gösteriyor. deniyor ki:
AL SATIŞ bu internet sitesinin genel görünüm ve dizaynı ile internet sitesindeki tüm bilgi, resim, AL TİVİ markası ve diğer markalar, www.altivi.com ve www.altivi.com.tr alan adları, logo, ikon, demonstratif, yazılı, elektronik, grafik veya makinede okunabilir şekilde sunulan teknik veriler, bilgisayar yazılımları, uygulanan satış sistemi, iş metodu ve iş modeli de dahil tüm materyallerin (“Materyaller”) ve bunlara ilişkin fikri ve sınai mülkiyet haklarının sahibi veya lisans sahibidir ve yasal koruma altındadır.
bold italic kısım beni değil gıcık, resmen ifrit etti. takası icat eden adam patentini almayarak aptallık mı etmiş? bu işi ilk sen mi yapmışsın, mucidi sen misin? hepsini geçtim, bir satış yöntemi herhangi bir şekilde fikri koruma altına alınabilir mi? bana göre tüm bu soruların cevabı hayır. öncelikle bu iş altivi'cilerin gri hücrelerinin mahsulü değil, kendilerinden önce açılmış örnekler var (mesela http://www.limbo.com/), satış yöntemi de çok taze değil, o halde pazarı kapatmak için böyle bir cinliğe başvuruyoruz. ayıp değildir de nedir yani şimdi bu? incelemelerimiz sürecek; e, soruşturmacı gazeteciliğin tadını aldık bir kere, durmak olur mu :P - her bir procem beklemede, ama artık suçu zamansızlığa değil de maymun iştahlılığa bağlıyorum artık. bir onunla uğraşayım, bir de şuna bakayım derken hiçbiriyle hakkıyla ilgilenemiyorum. işleri bir öncelik sırasına koyup teker teker ele almak en doğrusu...
- gödel, escher, bach: an eternal golden braid... hastası olduğum, her elime alıp sayfalarını karıştırdığımda mutlaka bir şekilde beni şaşırtan, afallatan, aynı anda hem daha zeki ve daha aptal, eksik hissettiren bir kitap. koç'tayken orijinalinden, ucundan kenarından nasiplenebilmiştim. sonra kabalcı'dan türkçe çevirisinin çıktığını öğrendim ve bir tane edindim. çevirisi fena sayılmaz ve kesinlikle öneririm, özellikle temel bilimciler ve mühendislere. tabii, imkanınız varsa orijinalinden, doğrudan douglas hofstadter'in elinden çıkma metni takip etmeniz daha uygun, daha güzel olur.
- işte ise yepyeni bir macera: "iş bankası outsourcing öğreniyor". accenture ile çalışıyor, onların manila'daki ekibine işleri usulünce yapabilsinler diye deli gibi doküman hazırlıyoruz. hatta geçen gün 2 saat telekonferansla elemanlara belli tip bir servisin nasıl yazılacağıyla ilgili sunum yaptım. hiç yapmadığım şey... neyse ki iyi gitti. işin garibi, yazılım departmanında kod yazmayı özledim, hazır -ve ne yazık ki köhnemiş- codebase üzerinde at koşturmak yerine yeni bir şeyler yapmayı özledim.
Labels:
altivi,
buluşma,
ek$iAPI,
geb,
iletişim,
inanç lisesi,
iş,
iş bankası,
istanbul,
kaynaşma,
kekremsi,
kitap,
mezunlar derneği,
programlama,
proje,
risk,
sql,
veri depolama,
yazılım
Thursday, June 14, 2007
garp cephesinde...
yanılmıyorsam bir önceki post'umda mezunlar günü organizasyonunda emeği geçenlere teşekkür etmeyi unutmuşum. klasik egemen ayılığı, mazur görün. hem mutlaka orada, "on-the-fly" teşekkür etmişimdir de, ya kafamın algoritmik çalışası tutmuştur da olayı düşük öncelikle priority queue'ya atmıştır, ya da an itibariyle icat etmiş olduğum "gelgit demans sendromu"na kurban gitmişimdir o an için. yine de tekrarında yarar var; süperdi, harikaydı, çok ama çok eğlendim. kayıtlara düşülsün hakim bey.
google'ın picasa'sını görünce, ne diyeyim, flickr'ın pabucu dama atıldı hemen. 1 Gb fotograf alanı veriyor ve bu foto sayısından bağımsız, flickr gibi 200 foto sınırı falan da yok. foto adına neyim varsa oraya taşıyorum. erişmek isteyenler için: http://picasaweb.google.com/egiboy/
buradaki fotoların daha yüksek çözünürlüklü (3200 x 2400 gibi) halleri için bana mail atın.
ekşi'deki çaylaklığım konusunda yazdığımın ertesi günü sözlüğe geri döndüm. süper olay.
dünkü karaoke olayına da gelesim vardı, hatta facebook'umdaki status'umu bile "Kemal is following the yellow brick road" diye değiştirmiştim, ama fena halde bezgindim, serviste yerimi aldığım gibi uyuyakaldım zaten. yine de gruba "ilkinden haberim yoktu, ben de organizasyonu protesto ettim" şeklinde bi'şeyler yazdım. ne polemojen insanım, korkulur benden :P
google'ın picasa'sını görünce, ne diyeyim, flickr'ın pabucu dama atıldı hemen. 1 Gb fotograf alanı veriyor ve bu foto sayısından bağımsız, flickr gibi 200 foto sınırı falan da yok. foto adına neyim varsa oraya taşıyorum. erişmek isteyenler için: http://picasaweb.google.com/egiboy/
buradaki fotoların daha yüksek çözünürlüklü (3200 x 2400 gibi) halleri için bana mail atın.
ekşi'deki çaylaklığım konusunda yazdığımın ertesi günü sözlüğe geri döndüm. süper olay.
dünkü karaoke olayına da gelesim vardı, hatta facebook'umdaki status'umu bile "Kemal is following the yellow brick road" diye değiştirmiştim, ama fena halde bezgindim, serviste yerimi aldığım gibi uyuyakaldım zaten. yine de gruba "ilkinden haberim yoktu, ben de organizasyonu protesto ettim" şeklinde bi'şeyler yazdım. ne polemojen insanım, korkulur benden :P
Labels:
değil,
ek$i sozluk,
fotograf,
google,
iş,
istanbul,
kaynaşma,
mezunlar günü,
organizasyon,
polemik
Tuesday, May 1, 2007
1 mayıs, mayısın biri...
garip bir zamanda, garip bir yerde yaşıyoruz türk halkı olarak; bugün çok daha rahat gördüm. bir olay/durumun ülkenin dirliğine, düzenine katkısını imkb endeksinin dalgalanmaları ile ölçen bir zihniyetin böylesi basit bir hesabın altından kalkabilmiş olması gerekirdi. şöyle ki:
size de tavsiye ederim.
not: işin insani (şiddet/gözaltı) boyutuna değinmek bile istemiyorum; ezbere biliyorsunuz ve en sulandırılmış haliyle bile mide bulandırıcı.
- öncelikle, ağır polisiye önlemlerin alındığı durumlarda "karşı" tarafın (evet, strateji kitapları, cephe haritaları, kırmızılarla maviler) da bilendiğinin artık görülüyor olması lazım.
- sonrasında, madem herşeyimiz pek bir liberal ve her büyük satış/özelleştirmede stopaj/kdv peşinde koşma ufuksuzluğuyla, "bırak yapsınlar, bırak geçsinler" anlayışıyla hareket ediyoruz, o zaman bırakınız kırsınlar, bırakınız döksünler efendim! zararı (en fazla 3-5 milyon ytl) yandaş müteahhitlere aktarmak için ayırdıklarınızdan karşılarsınız!
- onun yerine ne yapıldı? metro, deniz otobüsü, vapur, feribot seferleri iptal edildi (hoş, çağlayan mitingi'nde de halk otobüsleri lisanslarının geri alınmasıyla tehdit edilerek çalıştırılmadı, birçok anadolu şehrinde canlı yayınlar izlenemesin diye elektrikler kesildi), her iki boğaz köprüsünün de bağlantı yollarında akışı tek şeride düşüren kontrol noktaları oluşturuldu. işine gücüne, gidecek milyonlarca insan saatlerce gecikti, medeniyetin şaşmaz baremi borsa bile zamanında işlemlerine başlayamadı. sonuç milyonlarca ytl'lik iş gücü kaybı!
size de tavsiye ederim.
not: işin insani (şiddet/gözaltı) boyutuna değinmek bile istemiyorum; ezbere biliyorsunuz ve en sulandırılmış haliyle bile mide bulandırıcı.
Monday, March 12, 2007
2 adım ileriden fotograflar
Sunday, August 20, 2006
foto yükleme zamanı
Subscribe to:
Posts (Atom)


