Showing posts with label iş bankası. Show all posts
Showing posts with label iş bankası. Show all posts

Tuesday, January 15, 2008

nedir?

iş güç derken 3 arabik videoyla geçiştirmişiz blogu. bu sırada mebzul miktarda olay oldu oysa. bankada ilk kısmında dış kaynak kullandığımız (adını verelim, accenture manila) bir projemiz vardı arada egiBlog'da bahsettiğim, daha doğrusu devamlı mızıldandığım. her ne kadar dokümantasyon kısmında bana epey birşey kattı ise de hem süre aşımı hem de dış kaynağın ürettiği kodun kalitesi canımı yeterince sıkmıştı. işte o projenin ürün testi aşaması aralık başında tamamlandı, ben de ygm (yazılım geliştirme müdürlüğü - hell yeah!) içi mahrumiyet bölgesi olan asma kattan eski yerime çıktım, tabi o da ocak'ın 4'ünde 10. kata grupça taşınana dek. kullanıcı kabul testine de haftaya başlanıyor olması lazım; projeyle aramı uzattığım için ancak tahmin edebiliyorum.

şu sıralar da beni sinirden köpür köpür köpürten bir işle uğraşıyorum. bildirim yapmakla yükümlü olduğumuz bir kamu kuruluşunun talep ettiği kimi bilgileri yine onların istediği formatta hazırlayacak bir program. yalnız "format" olarak verdikleri şey evlere şenlik. adres konusunda mesela herşey kodlanmış; il kodu, ilçe kodu, ülke kodu falan, herşey var. süper yani. suudi arabistan'ın, ingiltere'nin, londra'nın da ilçe kodu olduğunu söylersem durum daha iyi anlaşılacaktır ki, söyledim, rahatladım. zaten çok kolay sinirleniyorum şu sıra, iyi değil.


geçen ayın başında, soruşturduğumda hiç de sık yapılmadığını öğrendiğim bir etkinliğe katıldım; departmanın yarısı iki otobüse doluşup abant'a eğitime gittik. eğitim deyince, eğitim haftasonu olunca ve katılım da zorunlu olunca iki gün boyunca sıkıntıdan sıkıntı beğeneceğimi düşünüyordum. açıkçası ilk kez herhangi bir konuda yanıldığımdan dolayı memnunum. eğitim de takım çalışması yetkinliklerini geliştirme ve departman için grupları kaynaştırma amaçlıydı zaten. kaynaşmakta üstümüze yoktur tabii :P programda ne vardı? önce her gruba kocamanından bir storyboard kağıdı verildi ve departmanı hangi yemeğe, şarkıya, filme, otomobile, ünlüye, vs. benzettiğimizi, daha sonra sunmak üzere çizmemiz istendi. şunları bulduk:

  • şarkı: "bir teselli ver"; iş yoğunluğunun yarattığı her acının tiryakisi olmuş biz mecnunların samimi dileği.

  • yemek: patlıcan oturtma; yapımı emek istediğinden ve kendi halinde acı olabilen bir şeyin fena halde lezzetli bir şeye dönüşmesi hikayesini özetlediği için.

  • film: "rambo iii"; hassas bir operasyon birimiyz ve bankanın diğer birimlerinin üzerinde iş geliştirdiği platformları hazırlıyoruz. yapılan hataların da etkisi büyük oluyor haliyle. kim attığı okla helikopter düşürebilir ki rambo'dan başka?

  • otomobil: doğan görünümlü şahin; yorum yapmaya bile gerek yok, legacy sistemler...

  • ünlü: hülya avşar; magazin basını için onunla da olmuyor, onsuz da olmuyor.

  • bitki: çam ağacı; her dem yeşil, reçinesi fıstığı falan var, öyle böyle değil.

  • hayvan: bukalemun: her duruma uyum sağlar, bir gözü içerideyken diğeri dışarıdadır :)

  • eşya: isviçre çakısı; bariz.


işin sunumu bendenize düştü ve -alçakgönüllü davranamayacağım- ortalığı kırıp geçirdim desem yeridir. sunum sahnesinden inerken acayip alkış koptu, diğer sunumların girişlerinde epey bir teşekkür aldım. hala arada kulede karşılaştığım insanlar bana yazılım geliştirme ekibinde harcandığımı söylüyorlar ;P insanların yüzünü güldürmek güzel şey de, şimdilik sevdiğim işi yapıyor olmak daha güzel. değerlendirebileceğim stand-up teklifleri gelene kadar yani, şimdilik (zuhaha).

sonrasında gazete kağıdından belli kurallara uyan (ayaklar arası açıklık falan) bir köprü yaptık ama dereceye giremedik. köprünün adının "veli göçer memorial bridge" olmasının bir etkisi oldu sanırsam. akabinde bir takım egzersizi vardı. ayak basmanın yasak olduğu 3 x 3 metrelik bir alanın en uzak kısmına bırakılan ipuçlarını toplayıp ortaya çıkan mantık bulmacasını çözmek gerekiyordu. ipuçlarını gayet güzel topladık. üç kişi dizleri alanındışında kalacak şekilde elleri üzerinde diz çöktü, onların sırtlarına ayakları gelecek şekilde iki kişi, aynı yöntemle de en uca bir kişiyi ipuçlarına doğru koordineli bir biçimde kaydırdık ve diğer gruplardan önce ipuçlarını elde ettik. buradan sonrası ise tam bir karmaşaydı. ipuçları elden ele gereksiz dolaştı, ekipteki "büyük abiler" kontrolü ellerine almaya çalışırken hem ortak bir noktaya varamadılar hem de kimi zaman fikrini belirten diğer ekip elemanlarına kırıcı davrandılar. bayan elemanlar ortaya üşüşen beyler yüzünden iç halkaya, dolayısıyla çözüme ortak olamadılar. ipuçlrını değerlendirirken kağıt üstünde -abartısız- beş ayrı notasyon gezindi ve muazzam bir zaman kaybı oluştu. hepsi biraraya gelince oyunun ilk yarısındaki avantajımızı kaybettik ve çözümü ik bulduğunu açıkl"ayan ekip olamadık. yine de doğru çözüme ulaştık, ki çözümün içinden çıktığı şartlar gözönünde bulundurulduğunda hiç de fena değilmişiz diyebilirim. eğitim iyiydi, otel ve yemekler vasattı. göl çevresinde dolaşacak zaman bulamamış olmak kötüydü. en güzeli ise departman içinde hem kaynaşma hem de halen devam eden bir pozitif hava yakalanması. düşünsenize, grup müdürlerimizden biri her karşılaştığımızda "başkanım nasılsın?" diyor :P


derneğin ilk olağan genel kurulunu yaptık. yönetim kurulunu 1. ('00) ve 2. ('01) mezunlar oluşturdu. başkanımız can. pr/er işleri özge'den, finans samet'ten, it de ertan'dan sorulacak. şahin'in hangi işin boş kalfası olduğunu unuttum. denetmenlerimiz de caner, selçuk ve volkan turan. çok işimiz var. bana daha çok it kısmında iş düşecek tabii. okulu da şöyle bir kolaçan ettim, her zamankinden daha bi' umutlu ayrıldım.

Thursday, July 5, 2007

mcinfaaoals - eklemeler

madde madde kasayım olan bitenleri:

  • geçen hafta servet'le buluştum, ki onunla görüş(e)meyeli -hiç abartmayayım- üç yıl oluyor. uzakta değilmiş en azından; ben iş kuleleri'ndeyim, o da yapı kredi plaza'daki kpmg istanbul ofisinde. yürüme mesafesi yani. artık daha sık görüşecek olmamız güzel birşey, ama bu konuda servet ne düşünür bilemeyeceğim :P arada, daha doğrusu oraya buraya teftişe çıkmadığı zamanlar da akbank'ta müfettişlik parçalayan erkal da bize katılır herhalde. sözün özü, levent havalisinde ufak bir inanç kliği oluştu, bu civara uğrayanları bekleriz.
  • altivi teklif detayları sömürgeni bir uygulama hazırlıyordum makina çökmeden önce, onu tamamladım. acayip kalabalık bir veritabanı oluştu; şimdilik yaklaşık 3800 ihale, 650-700 bin kadar da teklif var incelenecek. ilk izlenimlerim biraz şaşırtıcı, hafiften işkillendirici, sonrasında da fena halde gıcık edici.
    • şaşırtıcı olan kısmı, eğer altivi sattığı ürünleri "ürün fiyatı" diye duyurduğu fiyattan temin ediyorsa, şu anki teklif sayısı ve teklif bedelleri göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık 2 milyon ytl kadar zararda görünüyor. tabii ki, bu gayet naif bir varsayım; yani piyasa fiyatlarından biraz daha düşük fiyatlarla satınalım yapıyor olmaları beklenir. altivi'den mi yoksa başka bir yerdenmi okudum çok iyi hatırlamıyorum, ama stok tutmadıkları şeklinde bir bilgi/duyum var ki, toptan alım yapmadan nasıl indirim alınabilindiğini çözemedim. indirim demişken, perakende fiyatı üzerinden yaklaşık %25 indirim almış olmaları gerekiyor, o da başa baş noktasına gelinmesi için. bu durumda ya stok tutuyorlar, ya da distribütörlerden acayip kelepir mal kapatıyorlar.
    • işkillendirici olan, tekliflerin önemli bir kısmının son dakika içinde yapılmış olması, hatta birçok durumda tekliflerin neredeyse kazanan rakamı ya merkez alacak şekilde, ya da ucu ucuna içerecek aralıklar içinde verilmesi. eğer verdiğiniz teklif grubundan daha sonra teklif verilmeyeceğinden eminseniz o zamana kadar verilen teklif sayısından 1 fazla teklifi en yüksek fiyattan aşağı doğru verirseniz kazanmanız garanti, ama bu da çoğu zaman karlı olmuyor. esas işkillendirici olan ise tekliflerin veriliş şekli değil, bunların altivi ekibi tarafından verilen dummy, "keriz silkeleme" amaçlı teklifler olma ihtimali. bu bakımdan biraz şeffaflığa ihtiyacı var altivi'nin.
    • gıcık edici kısım kendini sitenin "yasal uyarı" kısmında gösteriyor. deniyor ki:
      AL SATIŞ bu internet sitesinin genel görünüm ve dizaynı ile internet sitesindeki tüm bilgi, resim, AL TİVİ markası ve diğer markalar, www.altivi.com ve www.altivi.com.tr alan adları, logo, ikon, demonstratif, yazılı, elektronik, grafik veya makinede okunabilir şekilde sunulan teknik veriler, bilgisayar yazılımları, uygulanan satış sistemi, iş metodu ve iş modeli de dahil tüm materyallerin (“Materyaller”) ve bunlara ilişkin fikri ve sınai mülkiyet haklarının sahibi veya lisans sahibidir ve yasal koruma altındadır.
      bold italic kısım beni değil gıcık, resmen ifrit etti. takası icat eden adam patentini almayarak aptallık mı etmiş? bu işi ilk sen mi yapmışsın, mucidi sen misin? hepsini geçtim, bir satış yöntemi herhangi bir şekilde fikri koruma altına alınabilir mi? bana göre tüm bu soruların cevabı hayır. öncelikle bu iş altivi'cilerin gri hücrelerinin mahsulü değil, kendilerinden önce açılmış örnekler var (mesela http://www.limbo.com/), satış yöntemi de çok taze değil, o halde pazarı kapatmak için böyle bir cinliğe başvuruyoruz. ayıp değildir de nedir yani şimdi bu? incelemelerimiz sürecek; e, soruşturmacı gazeteciliğin tadını aldık bir kere, durmak olur mu :P
  • her bir procem beklemede, ama artık suçu zamansızlığa değil de maymun iştahlılığa bağlıyorum artık. bir onunla uğraşayım, bir de şuna bakayım derken hiçbiriyle hakkıyla ilgilenemiyorum. işleri bir öncelik sırasına koyup teker teker ele almak en doğrusu...
  • gödel, escher, bach: an eternal golden braid... hastası olduğum, her elime alıp sayfalarını karıştırdığımda mutlaka bir şekilde beni şaşırtan, afallatan, aynı anda hem daha zeki ve daha aptal, eksik hissettiren bir kitap. koç'tayken orijinalinden, ucundan kenarından nasiplenebilmiştim. sonra kabalcı'dan türkçe çevirisinin çıktığını öğrendim ve bir tane edindim. çevirisi fena sayılmaz ve kesinlikle öneririm, özellikle temel bilimciler ve mühendislere. tabii, imkanınız varsa orijinalinden, doğrudan douglas hofstadter'in elinden çıkma metni takip etmeniz daha uygun, daha güzel olur.
  • işte ise yepyeni bir macera: "iş bankası outsourcing öğreniyor". accenture ile çalışıyor, onların manila'daki ekibine işleri usulünce yapabilsinler diye deli gibi doküman hazırlıyoruz. hatta geçen gün 2 saat telekonferansla elemanlara belli tip bir servisin nasıl yazılacağıyla ilgili sunum yaptım. hiç yapmadığım şey... neyse ki iyi gitti. işin garibi, yazılım departmanında kod yazmayı özledim, hazır -ve ne yazık ki köhnemiş- codebase üzerinde at koşturmak yerine yeni bir şeyler yapmayı özledim.
biriktirip biriktirip patlıyoruz işte böyle efendim.

Monday, March 12, 2007

2 adım ileriden fotograflar

sabancı center kule 1

itü, tepede istinye park

maslak ve levent

levent, akatlar, inceciğinden boğaz

Monday, January 1, 2007

iş değişikliği nedeniyle % 0 tenzilat...

öncelikle, tüm blogosphere'in yeni yılını kutluyorum.

ayriyeten, kurban bayramı'nı idrak etmekte olduğumuz şu günlerde, şöylemesine bir gelişme meydana geldi; pek de ani olmayan bir kararla şimdiki işyerimden ayrıldım. işsizler ordusuna yeni bir nefer daha katılacakmış gibi görünse de, kazın ayağı pek de öyle değil.

kurban bayramı tatilinden hemen sonra türkiye iş bankası'nda başlıyorum.






şimdilik ne kadar süreceğini bilemediğim bir eğitim safhası var, sonrasında ver elini kuleler :P