Showing posts with label yazılım. Show all posts
Showing posts with label yazılım. Show all posts

Saturday, April 25, 2009

ayda bir anca

yoğunum.

öyle böyle değil, her yerden iş yağıyor.  iş yapmaktan iş yapamıyorum; araya giren ıvır zıvır şeyler yüzünden esas uğraşmam gereken ve hepsi de zaman kısıtlarına bağlı işlere eğilmek bir türlü nasip olmuyor, olamıyor.  hani iş konusunda gevşek davranan, yumurta kapıya dayanmadan harekete geçmeyen biri olsam anlayacağım ama böyle bir durum da yok.  işin boktan tarafı, temmuza kadar böyle gidecek gibi.  geçen seneki gibi saçmasapan bir zamanda tatile çıkmak durumunda kalmam umarım.  iyi blog yazısı çıkıyor böyle zamanlarda fakat bünye üzerindeki etkisini sorun siz bir de :)

bitirme projesinde test verisi üzerinde işi epeyce kolayladım.  test verisi derken hafiften istanbul'u andıran (iki bağlantıyla birbirine bağlanmış iki büyük blok) bir bağlantılar grafiği oluşturdum.  110 nokta ve bunları bağlayan 200 küsur doğru parçası duraklarımı ve yol ağını oluşturdu.

[caption id="attachment_181" align="aligncenter" width="419" caption=""test şehri""]"test şehri"[/caption]

durak adları önce y, sonra x koordinat düzlemindeki harf alınarak elde ediliyor, örneğin şehrin kuzeybatı ucundaki durağın adı ka.  bu bağlantılar grafiğindeki yolları izleyerek 110 noktanın tamamını kapsayan 36 hat oluşturdum.

[caption id="attachment_189" align="aligncenter" width="439" caption="hat yayılımı"]hat yayılımı[/caption]

tek tek hatları vermeyeceğim, meslek sırrı :)

işin "epey kolaylanmış" kısmı aktarma hesaplamasını yapan program.  programa başlangıç ve bitiş duraklarıyla beraber maksimum aktarma sayısını girince mantıklı sonuçlar elde edebiliyorum. mesela ab noktasından maksimum 2 aktarmayla jk noktasına nasıl gidildiğini hesaplayalım:



[caption id="attachment_198" align="aligncenter" width="392" caption="hesaplanmış aktarmalar"]hesaplanmış aktarmalar[/caption]

ortaya çıkan seçenek ağacındaki ilk seçeneği şu şekilde dillendirebiliriz: "ab'den 00 numaralı otobüse bin. 1 durak sonra bc'de inip oradan 04 numaralı otobüse bin. 6 durak sonra jk'da in."  arada tek aktarmalı bir seçeneğin (ab'den 04 otobüsüyle 7 durak sonra jk) de bulunduğu, yani maksimum aktarma sayısından daha az aktarmaya sahip durumların da hesaplandığı görülebilir. güzel yani :)  bu yapıya seyahat süresi tahmini ile ilgili yapıyı da eklemlediğimde daha da güzel, tadından yenmeyesi bi'şey çıkacak ortaya.


yarın da dernek yönetim kurulu var ve bu yüzden ferdaanım'ın brunch'ını (so posh, ain't it?) ekiyorum.  zaten sabahın 10'unda kanlıca'da olmamı sağlayacak hızı ve gazı bulmak zor, hele bu sabah bir pazar sabahı ise.  uyuy'cam len?!



Sunday, March 16, 2008

my computer is, yet again, fubar

bu sefer gerçekten tanınmaz hale geldi bilgisayarım. garantisi dahilinde tamirde; sabit diski ve klavyesi değişecek. aslında bir bakıma hayırlı da oldu bu arıza. şu sıralar evde bilgisayar başında pineklemek yerine birşeyler okuyorum en azından. frank herbert'ın dune'unun beşinci kitabını (heretics of dune) bitirmek üzereyim, sonrasında biraz teknik okumaya vereceğim. işte cobol kasarken karpuz ekrana baka baka yazılım trendlerini kaçırıyoruz ne yazık ki. teknik okumaların arasında tabii biraz sci-fi eşlik edecek bana; robinson crusoe'dan bir ara chapterhouse: dune'u alıp orijinal seriyi bitireceğim, bir de asimov'un foundation'ına başlayayım diyorum.

okul başladı ama bu dönemin hocalarını biraz laçka buldum. sırasıyla herbiri birer kez derse girmediler ve make-up dersleri ile açığı kapatacaklar. dönemin dersleri de veritabanı yönetim sistemleri, it stratejileri ve it sistemleri geliştirme üzerine. haftaiçi rahat olsun diye bir dersi bıraktım, bitirme projesini de almadım. bu şekilde okul 2-3 dönem uzamış olacak ama problem edeceğim bir durum değil bu. proje konusu düşünmek ve hocaları tanımak için kullanmalı bu zamanı.

burada bırakalım. daha yazacak ve yapacak çok şey var.

Thursday, July 5, 2007

mcinfaaoals - eklemeler

madde madde kasayım olan bitenleri:

  • geçen hafta servet'le buluştum, ki onunla görüş(e)meyeli -hiç abartmayayım- üç yıl oluyor. uzakta değilmiş en azından; ben iş kuleleri'ndeyim, o da yapı kredi plaza'daki kpmg istanbul ofisinde. yürüme mesafesi yani. artık daha sık görüşecek olmamız güzel birşey, ama bu konuda servet ne düşünür bilemeyeceğim :P arada, daha doğrusu oraya buraya teftişe çıkmadığı zamanlar da akbank'ta müfettişlik parçalayan erkal da bize katılır herhalde. sözün özü, levent havalisinde ufak bir inanç kliği oluştu, bu civara uğrayanları bekleriz.
  • altivi teklif detayları sömürgeni bir uygulama hazırlıyordum makina çökmeden önce, onu tamamladım. acayip kalabalık bir veritabanı oluştu; şimdilik yaklaşık 3800 ihale, 650-700 bin kadar da teklif var incelenecek. ilk izlenimlerim biraz şaşırtıcı, hafiften işkillendirici, sonrasında da fena halde gıcık edici.
    • şaşırtıcı olan kısmı, eğer altivi sattığı ürünleri "ürün fiyatı" diye duyurduğu fiyattan temin ediyorsa, şu anki teklif sayısı ve teklif bedelleri göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık 2 milyon ytl kadar zararda görünüyor. tabii ki, bu gayet naif bir varsayım; yani piyasa fiyatlarından biraz daha düşük fiyatlarla satınalım yapıyor olmaları beklenir. altivi'den mi yoksa başka bir yerdenmi okudum çok iyi hatırlamıyorum, ama stok tutmadıkları şeklinde bir bilgi/duyum var ki, toptan alım yapmadan nasıl indirim alınabilindiğini çözemedim. indirim demişken, perakende fiyatı üzerinden yaklaşık %25 indirim almış olmaları gerekiyor, o da başa baş noktasına gelinmesi için. bu durumda ya stok tutuyorlar, ya da distribütörlerden acayip kelepir mal kapatıyorlar.
    • işkillendirici olan, tekliflerin önemli bir kısmının son dakika içinde yapılmış olması, hatta birçok durumda tekliflerin neredeyse kazanan rakamı ya merkez alacak şekilde, ya da ucu ucuna içerecek aralıklar içinde verilmesi. eğer verdiğiniz teklif grubundan daha sonra teklif verilmeyeceğinden eminseniz o zamana kadar verilen teklif sayısından 1 fazla teklifi en yüksek fiyattan aşağı doğru verirseniz kazanmanız garanti, ama bu da çoğu zaman karlı olmuyor. esas işkillendirici olan ise tekliflerin veriliş şekli değil, bunların altivi ekibi tarafından verilen dummy, "keriz silkeleme" amaçlı teklifler olma ihtimali. bu bakımdan biraz şeffaflığa ihtiyacı var altivi'nin.
    • gıcık edici kısım kendini sitenin "yasal uyarı" kısmında gösteriyor. deniyor ki:
      AL SATIŞ bu internet sitesinin genel görünüm ve dizaynı ile internet sitesindeki tüm bilgi, resim, AL TİVİ markası ve diğer markalar, www.altivi.com ve www.altivi.com.tr alan adları, logo, ikon, demonstratif, yazılı, elektronik, grafik veya makinede okunabilir şekilde sunulan teknik veriler, bilgisayar yazılımları, uygulanan satış sistemi, iş metodu ve iş modeli de dahil tüm materyallerin (“Materyaller”) ve bunlara ilişkin fikri ve sınai mülkiyet haklarının sahibi veya lisans sahibidir ve yasal koruma altındadır.
      bold italic kısım beni değil gıcık, resmen ifrit etti. takası icat eden adam patentini almayarak aptallık mı etmiş? bu işi ilk sen mi yapmışsın, mucidi sen misin? hepsini geçtim, bir satış yöntemi herhangi bir şekilde fikri koruma altına alınabilir mi? bana göre tüm bu soruların cevabı hayır. öncelikle bu iş altivi'cilerin gri hücrelerinin mahsulü değil, kendilerinden önce açılmış örnekler var (mesela http://www.limbo.com/), satış yöntemi de çok taze değil, o halde pazarı kapatmak için böyle bir cinliğe başvuruyoruz. ayıp değildir de nedir yani şimdi bu? incelemelerimiz sürecek; e, soruşturmacı gazeteciliğin tadını aldık bir kere, durmak olur mu :P
  • her bir procem beklemede, ama artık suçu zamansızlığa değil de maymun iştahlılığa bağlıyorum artık. bir onunla uğraşayım, bir de şuna bakayım derken hiçbiriyle hakkıyla ilgilenemiyorum. işleri bir öncelik sırasına koyup teker teker ele almak en doğrusu...
  • gödel, escher, bach: an eternal golden braid... hastası olduğum, her elime alıp sayfalarını karıştırdığımda mutlaka bir şekilde beni şaşırtan, afallatan, aynı anda hem daha zeki ve daha aptal, eksik hissettiren bir kitap. koç'tayken orijinalinden, ucundan kenarından nasiplenebilmiştim. sonra kabalcı'dan türkçe çevirisinin çıktığını öğrendim ve bir tane edindim. çevirisi fena sayılmaz ve kesinlikle öneririm, özellikle temel bilimciler ve mühendislere. tabii, imkanınız varsa orijinalinden, doğrudan douglas hofstadter'in elinden çıkma metni takip etmeniz daha uygun, daha güzel olur.
  • işte ise yepyeni bir macera: "iş bankası outsourcing öğreniyor". accenture ile çalışıyor, onların manila'daki ekibine işleri usulünce yapabilsinler diye deli gibi doküman hazırlıyoruz. hatta geçen gün 2 saat telekonferansla elemanlara belli tip bir servisin nasıl yazılacağıyla ilgili sunum yaptım. hiç yapmadığım şey... neyse ki iyi gitti. işin garibi, yazılım departmanında kod yazmayı özledim, hazır -ve ne yazık ki köhnemiş- codebase üzerinde at koşturmak yerine yeni bir şeyler yapmayı özledim.
biriktirip biriktirip patlıyoruz işte böyle efendim.

Saturday, March 10, 2007

ept bilgi notu: quant

ept (egiboy plânlama teşkilatı - öyle de kurumsalız) dahilinde quant diye bir uygulamaya kasacağımı yazmıştım. kendileri bir test/anket hazırlama/değerlendirme aracı olacaktı.

yapımından vazgeçmedim, ama eğer bu blogu okuyan, konuyla ilgilenen ve ortaya çıkacağını bildirdiğim üründen faydalanmayı düşünen birileri var ise, gayet güzel bir ürünle karşılaştım bu konuda. beni beklemek zorunda değilsiniz yani :)

linkini vermezsem ayıp olur: http://zohochallenge.com/

Sunday, February 18, 2007

masaüstü, olması gerektiği gibi...

şimdi sorulması gerekir: kullandığımız arabirimlerin neden hiçbiri bu kadar sezgisel değil?

Monday, January 1, 2007

iş değişikliği nedeniyle % 0 tenzilat...

öncelikle, tüm blogosphere'in yeni yılını kutluyorum.

ayriyeten, kurban bayramı'nı idrak etmekte olduğumuz şu günlerde, şöylemesine bir gelişme meydana geldi; pek de ani olmayan bir kararla şimdiki işyerimden ayrıldım. işsizler ordusuna yeni bir nefer daha katılacakmış gibi görünse de, kazın ayağı pek de öyle değil.

kurban bayramı tatilinden hemen sonra türkiye iş bankası'nda başlıyorum.






şimdilik ne kadar süreceğini bilemediğim bir eğitim safhası var, sonrasında ver elini kuleler :P

Friday, June 9, 2006

işe girdim...

superkalifracilistik bir arama sürecinden sonra (anadolu hayat'ın 2 aylık ve olumlu sonuçlanmasını son mülakattan beri beklemediğim (ve beklentimde haklı çıktığım (metaparentezlere başladım, süper olay)) harikadan da öte eleman seçme süreci dahil) gavurun deyişiyle "decent" bir yerdeyim. diyeceksiniz ki neresi? ahanda burası:


kendileri bir eğitim kurumu olmaktan daha da fazlası, aynı zamanda outsourcing falan fiştan da yapmakta. onlar beni c# ve java biliyorum diye seçtiler, bir de pl/sql ve javascript kassam tam olacak gibin.