Showing posts with label egiboy planlama teşkilatı. Show all posts
Showing posts with label egiboy planlama teşkilatı. Show all posts

Tuesday, December 1, 2009

nizam-ı blog

bir ara egiBlog'a biraz nizam, intizam vermek lazım.  güzel bir şeyler tasar etmek ve o tasarımı tavizsiz uygulamak lazım...

... ne var ki şu anki gidişata göre bu iş gelecek yılın işiymiş gibi duruyor.  iş dışı işlerden -amma da "iş" dedim ha!- şu sıra zamanımı sömüreni, dükkandaki dosya paylaşım sistemimin (filezilla server üstü 1-2 el yapımı uygulama) gözden geçirilmesi.  şimdilik kim neyi kaç kez indirmiş, upload yapanlar ne kadar upload yapmış, onları incelemeye çalışıyorum.  tüm server log'larını (2008 mart-bugün) bir db'ye aktarıyorum; bu şekilde her halükarda n tane log dosyasına göre daha sorgulanabilir olacak elimdeki veri.  daha ileri aşamalarda ise paylaşım sisteminde neleri tutup neleri atacağımı belirlemeye çalışacağım.

işte de bir aralık ayı klasiğiyle uğraşıyor olacağım.  dükkanın müşterilerine biraz pahalıya patlayacak bir iş :)

twitter'a fena sardırdım şu sıra.  geçen sene nisan'da başlamışım tweet'lemeye.  hatta baktım ki, yukarıda bahsettiğim işe twitter'da değineli bir yılı geçmiş (uuu, yüzkarası).  egiBlog'a eskisinden de seyrek yazıyor olmamın en temel nedeni olsa gerek twitter.

Monday, September 28, 2009

onu da sonra anlatırım

neler birikti neler:

  • egiboy'un 2009 yaz tatili

  • işle güçle ilgili mevzular

  • okul sonu muhasebesi

  • planlar, projeler, hayal aleminden haberler


kafamı toparlayınca "pissmi" deyu olaya dalmak farz.

Monday, December 15, 2008

egiboy planlama teşkilatı ciddiye bindi

egiBlog'da arada bir hakkında yazılıp çizilip kafa tütsülemekten başka hiçbir işe yaramamış varsayımsal bir oluşumdur egiboy planlama teşkilatı. uygun zamanı ayırabilsem girişebileceğim işlerin bir kurumsallaşmış ve dahi yosun tutmuş bir listesi... anahtar kelime "zaman" tabii burada; devamlı yokluğunu çektiğimiz, bol bulduğumuzda da har vurup harman savurduğumuz şeylerin başında gelir. sizin için olmayabilir ama benim için fena halde öyle. madem zaman ayırılamıyor, o zaman ept işlerini zaman ayırmak zorunda olduğum bir etkinliğe yedirerek yürütmek şu an için en mantıklı seçenek. ben de öyle yapayım dedim, o projelerden birini (istanbul ulaşım rehberi/karar destek sistemi) bitirme projesi (tezsiz yüksek lisans ya, tez olamıyor) olarak seçtim. başlayıp tamamına erdireceğiz bi' şekil. iett'nin sayfasında benzer bir uygulama var ama bunu bir adım daha geliştireceğiz; bizim uygulamamız canlı trafik verisi üzerinden varış saati tahmini yapacak. veri kaynağı iett ve istanbul büyükşehir belediyesi trafik kontrol merkezi yoğunluk haritası. bunları besleyen birincil kaynaklar (veritabanı ya da web servisi) genel erişime ya da bir programlama arabirimi üzerinden tüketime açık olmadığından programatik şekilde yukarıda adı geçen web kaynakları taranıp ayrı bir veritabanına alınacak. bu veritabanından da bir ulaşım/aktarma ağı ve buna eklemlenmiş bir trafik yoğunluk modeli elde edilecek.

iett hat detaylarının verildiği web sayfaları web standartlarının canına okuyan, çok kötü hazırlanmış sayfalar ve bu nedenle daha önce yine burada bahsettiğim classifier ile okunamıyor. kaba kuvvete, yani regex'e başvurmak farz. trafik datası ise bir flash arabirimi ile sunuluyor, yani herhangi bir web sayfasını okur gibi okumak imkansız. neyse ki bu flash uygulaması bir xml dosyasından besleniyor ve taraması kolay. bu datanın bir eksiği de sadece ana arterlerle ilgili veri sağlaması. ara sokaklar için ayrı bir model kasmak gerekebilir.

bittiğinde güzel olacak sanki...

Wednesday, September 17, 2008

egiboy.banalspot.com

gece gece fabuloso bir mesaj aldım şirin'den, facebook üzerinden. bir dizi iyi niyetli öneri:
yaa egiboy oncelikle noolur facebook'taki adini degistir her status update'inde egiboy is doing this and that yerine kemal is doing this and that yaziyo.
neyse, senin blogunu da takip ediyorum, ne guzel tatildesin :)) hic fotograf koymuycak misin? koysana azicik deniz kumsal vs fotografi gozumuz gonlumuz acilir :) bi de son olarak, bana blogumla ilgili "sunu yaz sunu yazma" diyenlere kil olurum onun icin feel free to ignore this, ama ne biliim isinde yaptigin teknik seylerle ilgili yazinca ben hicbisey anlamadigim icin boyle bon bon bakiyorum. oysaki boyle tatildeyken yazdiklarin tipinde seyler yazinca daha cok hosuma gidiyo. ama bu sadece bi helpful suggestion. kizmazsin umarim :/
hadi sana iyi dinlenmeler, iyi recharge olmalar. cok opuyorum kendine iyi bak!

sirin
bekletmeden irdeleyelim:

"kemal" olayı konusunda ben de rahatsızım aslında. dedemin adı kendisi, hatta onun da (namık kemal) yarısı. resmi işlemler haricinde hiç kullanmadım, imzamda "k." şeklinde bile bulunmaz. öss'de yanıt formunda adımı kodlarkenki halim gözümün önüne geldiğinde hele daha bir bozum olurum. neyse, facebook resmi daire olmadığına göre orada kemale ermeye ne gerek var? egemenlik yetmiyor mu? her millet hak ettiği şekilde yönetilir ey okur; senin de payına olgunlaşmadan iktidara gelen bir kifayetsiz muhteris düştü :P sonuç itibariyle şirin'in ikazı yerinde.

tatil fotografı konusunda ne yazık ki yardımcı olamıyorum. devam etmekte olan ve hiç bitmesini istemediğim (tatilinin bitmesini isteyecek kişilerle tanışıp onları ilgili sağlık kurumlarına yönlendirmek istiyorum bu arada) tatilimin blog post'ları haricinde tamamen belgelenmemiş bir tatil olmasını istedim, bu yüzden değil fotograf çekmek fotograf makinamı yanıma bile almadım. kendi adıma pişman değilim ama bu isteği karşılayamamama neden olduğu için üzgünüm. en başta egiBlog'da da detaya girmeyi düşünmüyordum, zira tatil insanın kendi için yaptığı bir şey ve hiçbir zaman bir ortamda "tatilde şuraya gittik, şuraya çıktık burdan indik oradan kaydık düştük uf olduk" falan diye anlatma hevesim olmadı. maldivler'e gidip fotoları ofiste dolaştırmak falan... ne bileyim, sevmem böyle şeyleri ama şu şehir kurtarma mevzuu fena dürttü beni. sonuç itibariyle "çekemediğin fotograf senin değildir" dememişler ama birinin deme zamanı gelmişti, dedim :P birkaç gündür çarşaf gibi olan deniz ve batarken tavdaki kızgın demir gibi kızıldan kızıla bürünen güneş de bana kalsın ;)

"şunu yaz şunu yazma" konusunda bir iritasyon, bir tahriş söz konusu olsa da yapıcı her türlü öneri kabulümüz. egiBlog'da o sıra neyle uğraşıyorsam onunla ilgili bir şeyler yazmaya çalışıyorum. işle ilgili neredeyse hiçbir şey yazamıyorum zaten, çünkü çoğu yeni çıkacak bir bankacılık ürünüyle falan ilgili oluyor ve çıkana kadar da kimsenin haberinin olmaması lazım. saman altından su yürütmek, sürpriz faktörü, hasan almaz basan alır, muz cumhuriyeti darbesi modeli iş geliştirme yöntemi, hangisini uygun görürseniz ondan yani. diğer teknik şeylerle ise tamamen kendi zamanımda ilgileniyorum o da tamamen işte (iş'te) bu tür yeni şeylerle oynamamızın mümkün olmamasından ve bunun etkisiyle paslanıp kalmak istemememden dolayı. o işlerle (ki genelde "egiboy planlama teşkilatı" şeklinde tag'lenmiş oluyorlar) ilgili post'lar aynı zamanda kendim için hatırlatma notları. iş zamanı zaten eski ve yeni programlama paradigmaları içinde boğuşma halinde geçtiği için bu zırada yazılan post'lar da haliyle blogspot'a değil de (olsa) banalspot'a yazılmış gibi oluyor. şöyle bir çözüm geliştirilebilir; geniş bir zamanda ben yüz küsur post'u teknik/değil şeklinde tag'lerim, böylece egiBlog'un banal/bayık/jargonistik/nerdfeed kısmı filtrelenebilir.

böyle yani.

Monday, August 25, 2008

öldüm bittim eridim

bu yaz süper geçti. okul acayip bezdirdi, iş yoğunluğum tavan yaptı, halen de izine çıkabilmiş değilim. daha süperi can sağlığı.

milyon yıldır salladığım kendi işlerime (ept) sonunda dönebildim. ilk başladığım şey de bir web sayfası tarama paketi. XPath, regex, vs. kullanarak bir web sayfasından seçilen alanların tanım XML'inde belirtilen şekilde bir class'a doldurulmasını sağlıyor.

Classifier
veritabanı işlemlerinde de linq-to-sql kullanmak işi öğrenmek bakımından çok faydalı oldu. tahmin etmediğim kadar pratik bir yöntem ve veritabanı okuma/yazma işlemlerini çok ama çok kolaylaştırıyor. kesinlikle bir başka ept işinde (mesela byblos) kullanacağım bu şıftırtıyı.

linq2sql
yaptığı işi temiz yapıyor ama biraz yavaş. yavaş olması beni üzen birşey değil; zaten veri toplarken terbiyeyi elden bırakmamak, taranan siteyi sağmamak lazım. neyse, bu iş bitti gibi. şimdilik ek$i datası ile test ediyorum ve her ne kadar bana ilk başta yavaş geldiyse de şu an için hızı tatminkar geldi (karar versene ço-cum...). yine de problemler yok değil. mesela bzen sayfa verisini okuma aşamasında takılıp kalıyor ve 5 dakika sonra timeout verene kadar öylece bekliyor. her türlü timeout değerini denedim, 35 milyon takla attım, bana mısın demedi. durum büyük ihtimalle evdeki çakma megabit bağlantıdan kaynaklanıyor, zira yan odada abim eMule falan kasarken bu durum zirve yapıyor. bir nevi doğa olayı mübarek. işte de denemek lazım yine de, ama şimdi kim uğraşacak veritabanını taşımakla falan...

bu arada esas tarama hedefim altivi. yüksek lisans bitirme projemi bu site ve "sistemi" üzerinde vermek istiyorum. koç mezunu bir ablamıza zamanında site datası vermiştim incelesin diye, bir sormak lazım ne yapmış, ne gibi çıkarımlarda bulunmuş.

Monday, June 30, 2008

talim terbiye

şu sıralar kafa yorulan şeyler:

  • lise öğrencileri için bir yazılım geliştirme programı (müfredatı). bir iş çıkışı aktivitesi planlıyorum inanç için ilerleyen tarihlerde ve big-O notation falanla başlarsam tırsarlar diye korkuyorum :)
  • egiboy planlama teşkilatı "proce"leri. artık planlı bir şekilde girişmek lazım kendilerine.
  • mezunlar derneği: 6 ay oldu kurulalı ve hiçbir hareket yok. bir tek organizasyon düzenlenmedi, ilk genel kurulda bahsedilen işlerin çoğuna el bile sürülmedi. yanlış birşeyler var.
dahası da var, ama yazının uzunluğu şu an ağır basan uykunun ağırlığıyla ters orantılı. egiboy'in 5 adet cevizi var ve hiçbirini de size vermeyecek.

Monday, June 11, 2007

yazacak çok şey var...

öncelikle elimde birikmiş bir sürü fotograf var online bir yerlere koymak istediğim. flickr ilk başta iyiydi, güzeldi, ama 200 fotograf limiti can sıkıcı ve pro hesaba da geçmek istemiyorum. o yüzden biraz temizliğe giriştim ve 40-50 kadar fotoyu ayıkladım. yenilerine yer lazımdı, n'apalım.

ekşi'de mayıs-haziran aylarını artık çaylaklık sezonu belledim. geçen sene de bu zamanlar durum aynıydı. hiç kasmadan 10 entarimi giydim, bekliyorum.

eyüboğlu'nda inanç oyuncularının katıldığı yarışmadan sonra nedenini anlayamadığım bir sessizliğinn yaşandığından bahsetmiştim. o nedeni öğrenmiş, daha doğrusu tahminlerimi doğrulamış bulunuyorum: geleneksel inançlı üşengeçliği. yoksa aldıkları sonuç hiç de fena değil, ikinci olmuşlar. hatırladığım kadarıyla iki oyuncu da ödül almış. daha ne olsun?

tüm bunların haricinde egiboy planlama teşkilatı kapsamındaki (lafa bak hizaya gel) işleri en azından altyapı yönünden ilerlettim. kütüphane otomasyon hedesinin veritabanı yapısı hazır, üstüne herşeyi koşturacak kodu yazacağım olmayan zamanımda. birtakım rutin işleri (kitap iadesi ve gecikme cezalarının hesaplanması gibi şeyler) de sql job'larla halledicem. refined search olayı olmayacak, onun yerine autocomplete listesi oluşturan bir yapı koyacağım. sıkılırsam regexvari birşeyler de koyabilirim, ama kullanımı cs'çiler için bile kolay olmayan birşeyi vatandaş mehmet'e kullandırtmaya çalışmak hiç de kullanıcı dostu bir tasarım kararı olmaz. ortaya birşeyler çıktıkça haberiniz olur zaten...

bu haftasonu inanç'taydım, mezunlar günü'ydü. iyiydi, güzeldi, hoştu da yönetim okula varlık içinde yokluk yaşatıyor sanki. şöyle ki sırf bilgi ve sanat merkezi adında, ama kesinlikle o iş iiçin tasarlanmamış, görüş açısı n tane sütunla bölünmüş bir salonda yapılıyor etkinlikler. neden? böyle bir binamız var, yeni tefriş ettik, kullanmazsak ayıp olur. yemekhanenin hem akustiği daha uygun, hem de sütunlarla geçilmemiş bayağı geniş bir açıklığı mevcut. çözüm? yemekhanenin adı "iştah ve sanat merkezi" olarak değiştirilmelidir, acil!

bayağı kalabalık bir mezun grubu, hep birlikte okulu süper işgal ettik, ve gayet iyi ağırlandığımızı söyleyebilirim. geçen senelerde yaşanan ve okul yönetimince tatsız olarak değerlendirilen cinsten olayların yaşanmaması sevindiriciydi. uzun zamandır görmediğim inançlı'ları görmek fırsatım oldu; gül, ekim, yasemin, orkun, katran... özlemişim bea! hoş, mezunlar günü sırasında ve sonrasında birerden iki yeni potansiyel iş çıktı. biri turhan hoca ve birkaç inançlı ile girişeceğimiz bir web varlığı işi, diğeri ise inanç forum'da caner'in startup kurma önerisi. her ikisi de gayet heyecan verici; tabii, detayların konuşulması lazım.

Monday, June 4, 2007

icraatin içinden

kaç zamandır üzerinde çalıştığımız proje bitti. evet, bitti! işin en kolay kısmı bittiğini söylemek herhalde. ürünün reklamı olduğunda "şunun şurasını burasını ben yaptım" diyebilmek güzel olacak.

geleneksel blog ihmal rutinine girdim geçen hafta, oysa ki yazacak şeylerim de vardı. mesela, salı günü inanç oyuncularının eyüboğlu koleji'nde oynadıkları oyunu seyrettim: "gözlerimi kaparım vazifemi yaparım". süperdi, kesinlikle süperdi. en sevdiğim kısımları mimiklerdi; vicdani'nin afalladığı anlar, müzik yapan tayfanın oyunla etkileşimi dibimin düşmesine yetti. yalnız kimi anlarda oyuncuların ne söylediğini anlamakta fena halde güçlük çektim, kelimeler olmadık yerlerde iç içe girdi. ayrıca sıklıkla tekrarlanan söyleyiş hataları rahatsız ediciydi. nerede "erkân" geçtiyse hepsi "Erkan" diye telaffuz edildi. çalışılmamış demek ki. herşeye rağmen istanbul'da "benim" diyecek birçok tiyatro kumpanyasından iyilerdi, ki o kadar da farkları, farkımız olsun zaten... tüm olay bir yarışma dahilinde olduğundan sonuç ne oldu diye meraklardayım, ama şu zamana kadarki sessizlik birşeyler anlatıyor sanki :P

"egiboy planlama teşkilatı" başlığı altında egiBlog'da bahsettiğim işler tarihin sayfalarına en kral vaporware'ler olarak geçecek gibi. uygun zamanı bekleye bekleye günleri tüketiyoruz, ama değecek; vallahi değecek, billahi değecek. mesela bir ara bahsettiğim ex libris olayıyla entegre bir kişisel kütüphane uygulaması kasıyorum, bittiğinde süper olacak. tabi kongre kütüphanesi çapında bir yer için planlamıyorum, ortada gezen kütüphanecilik standartlarına falan da pek kulak asmıyorum, işimi görsün yeter. so much to do, and so little time...

işte (iş'te) de tekrar java'ya dönüyorum sanki, tahtalara vuralım...

Thursday, May 3, 2007

pseudocode iyidir...

az önce mine'nin python şeysi için pseudocode yazip gonderdim. pseudocode iyidir, çünkü her zaman çalışır... kağıt üstünde tabii :) umarım işine yarar...

onun haricinde, bir ara burada anladığım ex libris olayını tam teşekküllü bir kütüphane otomasyon olayına çeviriyorum hiç işim gücüm yokmuş gibi. db'sini hazırladım, 10 civarı tablosu var, işlemlerin çalışma mantığını da hazırladıktan sonra iki satır koda bakar olay.

iki gün mesaiye kaldım. değil pestilim, nano düzeyde filmim çıktı. taksiyle kule-ev(kartal) arası 1. köprüden 40, 2. köprüden 47 lira tutuyormuş bu arada, test ettim onayladım.

Monday, April 16, 2007

doğum günü çocuğu olmanın avantajları

öncelikle, iyi ki doğdum :P

hediyedir pastadır falan hikaye, fazla mesaiden sıyırmanın en sağlam yolu imiş meğersem doğum günü. yine de yarın ve sonraki 3-4 hafta epey zorlu olacak.

en kötüsü, zaten kısık ateşte beklemekte olan megaprocelerim biraz daha beklemek zorunda kalacak. aklıma gelmişken, aradığım kitabı literatür'e sordurdum kaça getiriyorlarmış diye, kdv dahil 132$ diye döndüler bana! kandırdığınız çocuğu gelin beraber öpelim diyor, hayatta başarılar diliyorum. amazon'da 86$ yahu! ayıp diye birşey var...

Wednesday, April 11, 2007

fazla mesai...

işte (iş'te) üzerine kastığımız projenin deadline'ı yaklaşık 1 ay geriye alındı; önemli bir toplantıya yetişmesi gerekiyormuş zira. bu ne demek? hayyyvan fazla mesai demek. yalnız bitince kastığımıza değer birşey çıkacak ortaya, orası kesin.

hiç işim yokmuş gibi kitaplarıma ex libris yapayım dedim. dijital ortamların nimetlerinden faydalanıp escher kırpıntılarıyla bi'şeyler çıkardım. artistik olmaktan çok güzel bir etiket olsun, sınıflandırmada yardımcı olsun, ev içinde kongre kütüphanesi ambiyansı yakalayalım diye uğraştım. bir örneği aşağıda. tıklayınca gelen resim biraz büyük, uyarayım. 600 dpi ile basınca 10 x 15 cm'ye sığacak şekilde yapıldı:

bir de, tekno şeylerle ilgili post'ları ayrı bir blog açıp oraya mı yapsam diyordum, mine'nin son post'unu okuyunca bıraktım, dağınık kalsın.

Saturday, April 7, 2007

ek$iVista grafik şeysi...

grafiği çizdirmek için wikipedia'da bir gıdım pseudocode buldum, yalnız benim çizdirmek istediğim grafik için ne kadar ölçeklenebilir bilemiyorum. olayımız ise şöyle; grafiğimiz tipik bir yönlü çizge (directed graph) ve çizgemiz köşe ve kenarlardan (vertices and edges) oluşmakta. force-directed yaklaşımda köşelerimizi eş yüklü parçacıklar, kenarlarımızı da birim uzunlukta türdeş (öss günlerim geldi aklıma birden-türdeş!) yaylar olarak kabul ediyoruz ve oluşturduğumuz çizgenin köşelerini rastgele düzleme dağıtıp sistemin hooke ve coulomb kanunlarına göre dengelenmesini bekliyoruz. ortaya gayet estetik, takip etmesi kolay çizgeler çıkıyor, yalnız yukarıda bahsetiğim ölçeklenme problemi had safhada; kulanılan algoritmanın hesaplamasal karmaşıklığı (böyle mi çevirmeliyiz computational complexity'yi?) n^3 seviyesinde! oha ki ne oha!

ya balık gözü benzeri, yalnızca odaktaki başlığın 2 link ilerisini göstereceğim, ya da başkaca yöntemler bulacağız; artık genetic mi kasarız, apayrı birşey mi kastırırız bilmem.

of ya, of!

Wednesday, April 4, 2007

strictly confidential

yaptığım şeyleri anlatmayı çok isterdim, ama hepsi yeni (ve göğüs kabartıcı kısmı, başka yerde olmayan) bir ürünün parçası olduğundan dolayı yapamıyorum bunu. onun haricinde bankanın tüm hesaplar üzerinde çalışan yeni karlılık programlarını yazdım. hesaplamalar basit, ama aynı işlem milyonlarca türk lirası ve yabancı para cinsinden hesap üzerinde çalışacağı için performansı yerlerde sürünmeyen, temiz kod yazmak gerekiyor. süreç içinde bir taraflarım çıkmadı dersem yalan olur, zira bir sürü kurum içi standart falan fiştan mevcut. eski tarihlerde yazılmış milyon tane program var, ve bunların önemli bölümünde bu standartlara uygunluk göremeyince "bize de mi kopenhag kriterleri lan?" demeden edemiyor insan :P

vaporware'lerim listesinin güncellenmiş halini de ekleyeyim, bu post'umuz da burada bitiversin:

  • versaTile simulasyon (simülasyon yazanı budaklı meşe odunuyla döverim, şiddetten yanayım, arz ederim)/erp şeysi
    • bununla ilgili hiçbir şey yapmadım, drawing board aşamasını geçemedi hala.
  • quant anket/test/e-learning aracı
    • sayfaları oluşturmakta kullanılacak markup dili üzerinde çalışıyorum, ama ürünün hedef kitlesini bilgisayar ve programlamayla ilişkileri kısıtlı öretim elemanları olduğundan dolayı iyi bir şablon takımı da hazırlamak şart. sık kullanılan/kullanılabilir soru tiplerini tespit etmeli.
    • esas işe yarayabilecek şey, komşusundan haberdar seçenek kutucukları tasarlamak olacak sanki. birçok ankette yanıtlar bir matristen seçiliyor, ve böyle soru tiplerinde bu tip seçenek kutuları işleri kolaylaştırabilir.
    • bildiğimiz lineer, başladığı gibi biten testlerden ayrı olarak verilen yanıta göre dallanıp budaklanan, ya da toefl'daki gibi soru bankasından yeni soru seçen yapıları da eklemeyi düşünüyorum.
    • test yayın ortamı internet olacağı gibi, test tasarım ortamı da web tabanlı olacak. sürükle-bırak ve snap-to-grid olaylarını öğrenmem lazım, bir de on-the-fly syntax highlighting yapıcam, tadından yenmeyecek.
  • ek$iVista online
    • grafik çizimi ile ilgili bir kitap buldum, ama yemek arasında ya da hafta sonunda taksim'e gitmeye fena halde üşendiğimden pandora'da, literatür'de ya da robinson crusoe 389'da var mıdır diye soramadım. krugle ya da koders'dan başka dilde hazır kod bulup apartmaktansa pseudocode'dan hareketle kendim yazarım daha iyi.
    • ek olarak bir başlık sınıflandırma sistemi planlıyorum, ama bunun için kategoriler belirlemem ve elimdeki sözlük verisinden bir corpus oluşturmam lazım. corpus'u oluşturduktan sonra deli pösteki sayar gibi kategoriler içinde her kelime puanlanacak, bu kelimeleri içeren entry'lerin başlık içindeki sırasına, kelimenin link içinde geçip geçmediğine, vs., göre her kategori için başlıkların puanları oluşacak. "başlıkları alt alta okumak" başlığını analiz etmek istemem doğrusu, şizofrene bağlar makina |--<8^~
    • erdös number olayı gibi x yazarının y yazarı numarasını bulacağım eğlence olsun diye. en kolay kısmı da bu zaten, ve bu sayının hangi yazar çifti seçilirse seçilsin çok yüksek çıkacağını tahmin etmiyorum.
  • geçen thinkGeek'de şöyle bir dalgametre gördüm. alınası bir şey, ama bunu alıp hemen orayı burayı özgürleştirmekten (öhö) daha eğlenceli bir (sayıyla 1) şey var; parçaları toplayıp, başka bir işim yokmuş gibi aletin bir benzerini yapmak!
    • selanik pasajı ya da yazıcıoğlu'na yollanmadan önce öğrenmem gereken şeyler var; usb arabiriminden veri nasıl gönderilir, hareket elemanları olan servolara nasıl komut gönderilir, falan da filan.
    • bunu bir de sensörlü, yolunu belirli bir dereceye kadar kendi bulabilen ama gerektiğinde uzaktan kumanda edilebilen bir aletin üzerine monte edersem tam süper olacak. bitirip deneme aşamasına gelirsem ilk denemelerimden birini kulede yapacağım. muhasebeye giden en kısa yol olsa gerek bu :P
odama, yurt odamın kapısına astığım gibi bir "karalama posteri" asmam lazım biraz olsun ilerleyebilmem için; blog bu işin hakkını veremiyor pek... ek$iAPI için kasarken gayet faydası olmuştu, şimdi de olmaması hiçin hiçbir neden yok.

Saturday, March 10, 2007

ept bilgi notu: quant

ept (egiboy plânlama teşkilatı - öyle de kurumsalız) dahilinde quant diye bir uygulamaya kasacağımı yazmıştım. kendileri bir test/anket hazırlama/değerlendirme aracı olacaktı.

yapımından vazgeçmedim, ama eğer bu blogu okuyan, konuyla ilgilenen ve ortaya çıkacağını bildirdiğim üründen faydalanmayı düşünen birileri var ise, gayet güzel bir ürünle karşılaştım bu konuda. beni beklemek zorunda değilsiniz yani :)

linkini vermezsem ayıp olur: http://zohochallenge.com/

Monday, February 12, 2007

kendinden nefret etmek...

eğer bu blog'u takip ediyorsanız (ki ayda bir -o da belki- giriş yapılan bir blog ne kadar izlenirse) "egiboy planlama teşkilatı" ibaresini içeren başlıklı girişler görmüşsünüzdür. "onu yapacam, bunu edecem, kelebek gibi uçacam, arı gibi sokacam" mealinde hede-hödölerden oluşurlar genelde. işte benim derdim de bunlarla...

yok kardeşim, uğraş(a)mıyorum ben bunlarla! eve geldiğimde sıvı-pelteleşiyor, oturduğum/uzandığım kanepenin şeklini alıveriyorum hemencecik. bu pasif jimnastik sekansından arta kalan zamanımda da istemediğim halde elimdeki/kafamdaki işlere maymun iştahlıca, round-robin usulü daldan dala atlayarak bakıyorum, ama hiçbiri hakettiği zamanı benden alamadığı için ilerleyemiyor.

eldeki iş de çok:
  • milyon yıldır beklemede olan ek$iVista web uygulaması bitirilecek (ki neredeyse 2006 haziran'da bıraktığım yerde duruyor),
  • anket/test uygulaması (ki adını quant koydum - questions & answers tool) fikri geliştirilmeyi bekliyor (muhsin abi'nin mega projesi -strictly confidential- de buna dayanabilir),
  • inanç lisesi web sitesinin durumu rezalet, okulun iddiasını taşıyamayacak halde. yerine yap(tır)ıldığını duyduğum site daha da berbat görünüyor. oturup birinin birşeylerle ortaya çıkmasını beklemek yerine daha önce (yaklaşık 4-5 yıl!) oluşturduğum bir taslağı güncelleyerek, yapılması düşünülen siteye çok daha sağlam bir temel hazırlanabilir (mütevazı olamıyorum, argh!). bu taslağı güncelleyecek zamanı da bulursam tabii. neyse ki bunu ötelemek için kendime geçerli bir bahane bulabildim :P
  • çılgın sürükle-bırak tabanlı bir erp uygulaması yazmak istiyor gönül, ki bu da yaklaşık 2 yıldır ilgi bekliyor. eğer girişilip ürün ortaya konulursa daha başka birçok alanda (simulasyon, diyagram çizimi, basit mantıksal devre tasarımı, vb.) kullanılabilir, ki kuyrukta bekleyen eğlenceli iş olduğunu söyleyebilirim.
  • tüm bunların arasında kendimi ihmal ediyormuş gibi görünüyorum, ama bu tabii ki nşa'da mümkün değil. ne yapılacak? dört başı mamur bir kişisel web sitesi döşenilecek.
sonuç itibariyle hiçbirine pek yetişemiyorum, kendimden neffff-ret ediyorum!

Sunday, September 10, 2006

ararsan bulursun...

çoooook uzun zamandır web üzerinde çalışabilecek, "graph layout" ("çizge dizgesi" mi desek :P ) da yapabilecek bir uygulama/algoritma arıyordum. AYLARDIR.

sonunda buldum! hem de javascript ile yapmış adam. helal olsun valla; en kralından bir spring layout...

bu da linki.

Sunday, August 6, 2006

egiboy planlama teşkilatı günlük hayat gözden geçirme raporu #3

süper planlarım var, daha çok software üzerine.

bir iki uygulama yazmayı planlıyorum.

anket ve test tasarımı yapabilecek, bunları bir DB'de saklayabilecek ve gelen yanıtları değerlendirebilecek bir uygulama. tercihan bir web uygulaması olacak biri. diğerleri daha herhangi bir zemin üzerinde yoğuşamayacak kadar sıcak, yeterince soğuduğunda haberiniz olur.

bi' de, mrs watson gelecek ya, heyecan var biraz :P

Sunday, June 25, 2006

egiboy planlama teşkilatı günlük hayat gözden geçirme raporu #2

geçen seferki listeden hareketle:

  • pl/sql için çalışma yapmıyorum artık, direkt eyleme geçtik. öyle böyle değil.
  • artık çağrı sisteminden geliştirme çağrıları almaya başladım. iki tanesi bitti bile :P sonuncusu ise bayağı zamanımı alacağa benzer, bir master ekran tasarlanması gerekmekte zira.
  • cem'in meşhuuuuur dijital anketiyle ilgili ne yapacağımı bilemiyorum, hiç boş zamanım yok zira.
  • "proce"min raporunu bloga koydum, bundan önceki "comp 491" ile başlayan post'lar onlar. hayrını görenzi.
  • halen ek$iVista web şeysi için grafik çizim paketi arıyorum. galiba cross-platform bişiler yabiciiz, JUNG falan kullanacağız. son görünüm o yönde.
  • hexaStrat olayında atılan zar sonrası hamleleri işleyecek yapıları yazmak kaldı, ki topu topu 4 hamle çeşidi var zaten. lakin, oyunu "foolproof" yapabilmek için devamlı hamle geçerlik kontrolü yapılmak zorunda, ki taş yürütme hamlelerinde biraz takla atmak gerekecekmiş gibi görünüyor. deneyip göreceğiz, bittiğinde de creative commons lisansıyla net'e koyacağım zaten.
  • yukarıda bahsettiğim dijital anket olayı için de bir genel çözüm düşünüyorum; her türlü test tipini üretip veritabanında saklayabilecek bir paket program. kesinlikle pazarlanabilir bir ürün olur.

kapattık kardeşim!

Sunday, June 11, 2006

egiboy planlama teşkilatı günlük hayat gözden geçirme raporu #1

egiboy planlama teşkilatı günlük hayat gözden geçirme raporu #1! başlığa bak hizaya gel. neysemkine, plan program ama illa ki geyik olsun deyu bir liste hazırlayalım. bakalım ne yapmışız, akabinde neleri yapıcaz. ahanda:

  • fellik fellik iş aranıyordu, bulundu. checklist'imizi bir tick atalım bakalım.
  • işte işime yarayacak diye (ne dedim ben şimdi, du bakali) pl/sql öğrenmek icap etti, ona kasıyorum.
  • super işverenim cem'in uzun zamandır sürüncemede kalan dijital anket işini halledicem iş dönüşlerinde. çeviri derneği'nin gönlü feraha erecek sonunda :P
  • blog'uma bitirme 'proce'min raporunu falan koymayı planlıyorum. ekşi sözlük'te nasıl çaylak olduğumun, daha doğrusu boşu boşuna çaylak olmadığımın nişanesi olacak bu.
  • bitirme procem ek$iVista'nın beyyyle web'den çalışanını şeettiriyodum, ama binbir türlü "divine intervention" sayesinde (aslında 1001 değil 1, kendileri kronik tez yazma hastalığına tutuldular) sadece autocomplete falan yapan kısmı tamamlayabildim. adam gibi yönlü grafik çizen bir paket bulur ya da yazarsam o da biter... umarım.
  • hexaStrat da dünyanın en kötü yazılmış kod öbeği olma yönünde gelişiyor. en deprecated method'ları umarsızca kullanıyorum valla. acımam.

şimdilik buğadder.

Thursday, May 25, 2006

hexaStrat

her ne kadar "aylak bakkal" modunda olsam dahi, bu durum bünyeyi kitlelerce malum tartı işlerine yönlendirmemeli, değil mi? ben de oturup ufak bi oyun yazayım dedim. hoş, daha bitmedi ya, yine de haberiniz olsun :P ahanda en bi' "preliminary", hatta "primordial"ından bir ekran görüntüsü:



strateji oyunları klişelerinden hareketle, bir tarafın rengi kırmızı iken, diğer tarafın rengi mavi. sıra tabanlı ve zarla oynanan bir oyun olacak. "olacak" diyorum, zira oyunu sevk ve idare edecek(?) oyun motorunu yazmadım daha. kural seti çok basit. bir oyuncu attığı zarla:
  1. zarda gelen sayıyı taşıyan bir komşu rakip taşı yiyebilir,
  2. tahtada boş alan varsa zarda gelen sayı kadar taş yürütebilir,
  3. zarda gelen sayıyı taşıyan bir taşıyla tahtadaki bir diğer taşının yerini değiştirebilir,
  4. 6 atmışsa bir daha zar atabilir.
bir iki gün içinde biter...umarım.