- egiboy'un 2009 yaz tatili
- işle güçle ilgili mevzular
- okul sonu muhasebesi
- planlar, projeler, hayal aleminden haberler
kafamı toparlayınca "pissmi" deyu olaya dalmak farz.
yaa egiboy oncelikle noolur facebook'taki adini degistir her status update'inde egiboy is doing this and that yerine kemal is doing this and that yaziyo.bekletmeden irdeleyelim:
neyse, senin blogunu da takip ediyorum, ne guzel tatildesin :)) hic fotograf koymuycak misin? koysana azicik deniz kumsal vs fotografi gozumuz gonlumuz acilir :) bi de son olarak, bana blogumla ilgili "sunu yaz sunu yazma" diyenlere kil olurum onun icin feel free to ignore this, ama ne biliim isinde yaptigin teknik seylerle ilgili yazinca ben hicbisey anlamadigim icin boyle bon bon bakiyorum. oysaki boyle tatildeyken yazdiklarin tipinde seyler yazinca daha cok hosuma gidiyo. ama bu sadece bi helpful suggestion. kizmazsin umarim :/
hadi sana iyi dinlenmeler, iyi recharge olmalar. cok opuyorum kendine iyi bak!
sirin
bugün abimin doğum günü. her seferkinden biraz özel yalnız bu yılki, çünkü kendileri artık 30 yaşında (doldurduğun yaş sayılıyordu, değil mi? yani 23 mayıs 1978 doğumlu biri 30 yaşındadır ve 31'inden gün alacaktır, doğru mu? zaten bir bunu kıvıramıyorum bir de akrabalık ilişkilerini. mesela elti nedir allahaşkına? e.t.'nin nesidir? bu kadar sözcük kalabalığına ne gerek var? adres tarif ederken başlangıç noktasını belirldikten sonra sadece ileri/geri/sağ/sol yeterliyken, birinin size yakınlığını tarif ederken anne/baba/(abi/abla)/kardeş kelimeleri ("çekirdek aile komut seti" :) ) neyimize yetmiyor? hayır yani, problem tanımına baktığında biri ağaç karışlama (tree traversal), diğeriyse yönlü bir çizgede iki nokta arası güzergahı işaretleme. ilk problemdeki yapı hiyerarşik olduğundan işimiz çok daha kolay. diğer problemde ise hem devamlı bir oryantasyon kontrolü yapmak lazım, hem de bağlantılar öngörülemiyor; mesela kadıköy altıyol'da bahariye caddesi'nden boğa'ya gidiş yönünde "sol" neresi? hangi sol, kaçıncı sol? bu nedenle daha basit bir yönerge setiyle daha karmaşık bir problemi çözerken çok daha basit bir problemde ortalığı jargona boğmak niye? neyse, otuz? otuz.)
and the burçin insanı.peki neden küsmüştü bana güler hanım? kendisine "tipsiz" demişim diye! bir kere, inanç öğrencisi öğretmenine "hocam" demez, kaldı ki "hoca" kelimesi ile "tipsiz" kelimesi arasında es verilmesini gerektirir bir noktalama işareti falan da yok. bu ve başka nedenlerden dolayı da güler hanım'la ilgili değil bir tipsizlik iddiası, iması bile yok yukarıdaki entry'de. zaten entry'yi kendilerine tekrar okuyarak çözmüştük olayı, güler hanım da büyükelçisini geri göndermişti.
ayrıca kapağındaki inanç lisesi yazısını silgi ve çıkmaz kalem marifetiyle "iman sesi"ne çevirip bir de arka fona ezan okuyan tipsiz bir hoca * çizdiğim prep diary'mi görünce desibelinin ayarı kaçmış bir şekilde "çabuk yoket şunu!" deyişi halen kulaklarımda çınlamakta, bir kısım duyu kayıplarımı da olanca gerçekliğiyle açıklamaktadır.
ayrıca hiçbirine gitmediğim lgs (e tabi zamanında "fen liseleri sınavı" diye bilirdik biz onu) hazırlık dersleri verirdi okul saatleri dışında. sonuç için (bkz: kabataş erkek lisesi/@egiboy)