kaçtır dernek organizasyonu olmuyor diiye söylenir dururum. hoş, bu da dernek organizasyonu sayılmaz ama pek muhterem yönetim kurulu üyemiz ertan'ın öncülüğünde "ekibi yeniden toplayalım" gazıyla bir etkinliğe giriştik; "inanç pazar kahvaltıları". "giriştik" dedim ama benim katılmak dışında bir payım yok. konumuz bu değil, geçelim. duyurusunu facebook'ta gördüm, ning'de ise (şu süper-düper alternatif network'ümsü şey) yoktu. ilki de iki önceki pazar günü "düzenlenmiş" (şu an tırnak işaretlerini elimle yapıyorum) ama daha bi' tanıtım amacıyla hazırlanmış bir event'miş gibi geldi bana. neyse, ertan bu haftasonu ikincisini düzenlemiş bu devam edesice kahvaltı serisinin. kaçar mıydı? bence kaçmazdı. hemen durum "attending"e çekildi, rsvp (répondez s'il vous plaît imiş, bomba!) döşendi, diğer gelecekleri beklemeye koyulundu. facebook'un yalancısıyım, son dakikaya kadar yaklaşık 10-15 kişinin geleceği kesindi. hem de ne rsvp'lerle... "özledim"ler, "yavrucaklarım kuzukulaklarım tutmayın beni"ler, "ooooo ortama aynen akıyorum hacı"lar... tebeşir devrinden ("okul yılları" yerine de kullanılabilir, ben yaptım oldu) beri görmediğimiz insanlar görülüp hasret giderilecek, uzayan aralar mütemadiyen, olmadı zorla kısaltılacaktı. resim güzeldi yani.
sonrası için bir bilmecem var çocuklar:
çarşıdan aldım yirmi tane, eve geldim beş tane...
...olur mu böyle şey be!
olur. inançlı için zor yoktur; zor yapılır, imkansız zaman alır sonuçta. o gelmek için can atanlar listesinden gele gele beş kişi geldi. pelin ('02), gülçin ('03?), serhan ('01), ertan ('01) ve ben. rahatsızlığı olup da gelemeyenlerin mazeretleri başımız gözümüz üstüne de, birkaç tane de defolu model var; son nanosaniyede acil işi çıkanlar, saati şaşırıp bir de üstüne yolu şaşıranlar, missing in action takılanlar, vs. de vs....
bahsi daha fazla uzatmayacağım; inanç tayfasını istanbul bozmuş :)
Showing posts with label organizasyon. Show all posts
Showing posts with label organizasyon. Show all posts
Wednesday, October 22, 2008
Thursday, June 14, 2007
garp cephesinde...
yanılmıyorsam bir önceki post'umda mezunlar günü organizasyonunda emeği geçenlere teşekkür etmeyi unutmuşum. klasik egemen ayılığı, mazur görün. hem mutlaka orada, "on-the-fly" teşekkür etmişimdir de, ya kafamın algoritmik çalışası tutmuştur da olayı düşük öncelikle priority queue'ya atmıştır, ya da an itibariyle icat etmiş olduğum "gelgit demans sendromu"na kurban gitmişimdir o an için. yine de tekrarında yarar var; süperdi, harikaydı, çok ama çok eğlendim. kayıtlara düşülsün hakim bey.
google'ın picasa'sını görünce, ne diyeyim, flickr'ın pabucu dama atıldı hemen. 1 Gb fotograf alanı veriyor ve bu foto sayısından bağımsız, flickr gibi 200 foto sınırı falan da yok. foto adına neyim varsa oraya taşıyorum. erişmek isteyenler için: http://picasaweb.google.com/egiboy/
buradaki fotoların daha yüksek çözünürlüklü (3200 x 2400 gibi) halleri için bana mail atın.
ekşi'deki çaylaklığım konusunda yazdığımın ertesi günü sözlüğe geri döndüm. süper olay.
dünkü karaoke olayına da gelesim vardı, hatta facebook'umdaki status'umu bile "Kemal is following the yellow brick road" diye değiştirmiştim, ama fena halde bezgindim, serviste yerimi aldığım gibi uyuyakaldım zaten. yine de gruba "ilkinden haberim yoktu, ben de organizasyonu protesto ettim" şeklinde bi'şeyler yazdım. ne polemojen insanım, korkulur benden :P
google'ın picasa'sını görünce, ne diyeyim, flickr'ın pabucu dama atıldı hemen. 1 Gb fotograf alanı veriyor ve bu foto sayısından bağımsız, flickr gibi 200 foto sınırı falan da yok. foto adına neyim varsa oraya taşıyorum. erişmek isteyenler için: http://picasaweb.google.com/egiboy/
buradaki fotoların daha yüksek çözünürlüklü (3200 x 2400 gibi) halleri için bana mail atın.
ekşi'deki çaylaklığım konusunda yazdığımın ertesi günü sözlüğe geri döndüm. süper olay.
dünkü karaoke olayına da gelesim vardı, hatta facebook'umdaki status'umu bile "Kemal is following the yellow brick road" diye değiştirmiştim, ama fena halde bezgindim, serviste yerimi aldığım gibi uyuyakaldım zaten. yine de gruba "ilkinden haberim yoktu, ben de organizasyonu protesto ettim" şeklinde bi'şeyler yazdım. ne polemojen insanım, korkulur benden :P
Labels:
değil,
ek$i sozluk,
fotograf,
google,
iş,
istanbul,
kaynaşma,
mezunlar günü,
organizasyon,
polemik
Monday, June 11, 2007
yazacak çok şey var...
öncelikle elimde birikmiş bir sürü fotograf var online bir yerlere koymak istediğim. flickr ilk başta iyiydi, güzeldi, ama 200 fotograf limiti can sıkıcı ve pro hesaba da geçmek istemiyorum. o yüzden biraz temizliğe giriştim ve 40-50 kadar fotoyu ayıkladım. yenilerine yer lazımdı, n'apalım.
ekşi'de mayıs-haziran aylarını artık çaylaklık sezonu belledim. geçen sene de bu zamanlar durum aynıydı. hiç kasmadan 10 entarimi giydim, bekliyorum.
eyüboğlu'nda inanç oyuncularının katıldığı yarışmadan sonra nedenini anlayamadığım bir sessizliğinn yaşandığından bahsetmiştim. o nedeni öğrenmiş, daha doğrusu tahminlerimi doğrulamış bulunuyorum: geleneksel inançlı üşengeçliği. yoksa aldıkları sonuç hiç de fena değil, ikinci olmuşlar. hatırladığım kadarıyla iki oyuncu da ödül almış. daha ne olsun?
tüm bunların haricinde egiboy planlama teşkilatı kapsamındaki (lafa bak hizaya gel) işleri en azından altyapı yönünden ilerlettim. kütüphane otomasyon hedesinin veritabanı yapısı hazır, üstüne herşeyi koşturacak kodu yazacağım olmayan zamanımda. birtakım rutin işleri (kitap iadesi ve gecikme cezalarının hesaplanması gibi şeyler) de sql job'larla halledicem. refined search olayı olmayacak, onun yerine autocomplete listesi oluşturan bir yapı koyacağım. sıkılırsam regexvari birşeyler de koyabilirim, ama kullanımı cs'çiler için bile kolay olmayan birşeyi vatandaş mehmet'e kullandırtmaya çalışmak hiç de kullanıcı dostu bir tasarım kararı olmaz. ortaya birşeyler çıktıkça haberiniz olur zaten...
bu haftasonu inanç'taydım, mezunlar günü'ydü. iyiydi, güzeldi, hoştu da yönetim okula varlık içinde yokluk yaşatıyor sanki. şöyle ki sırf bilgi ve sanat merkezi adında, ama kesinlikle o iş iiçin tasarlanmamış, görüş açısı n tane sütunla bölünmüş bir salonda yapılıyor etkinlikler. neden? böyle bir binamız var, yeni tefriş ettik, kullanmazsak ayıp olur. yemekhanenin hem akustiği daha uygun, hem de sütunlarla geçilmemiş bayağı geniş bir açıklığı mevcut. çözüm? yemekhanenin adı "iştah ve sanat merkezi" olarak değiştirilmelidir, acil!
bayağı kalabalık bir mezun grubu, hep birlikte okulu süper işgal ettik, ve gayet iyi ağırlandığımızı söyleyebilirim. geçen senelerde yaşanan ve okul yönetimince tatsız olarak değerlendirilen cinsten olayların yaşanmaması sevindiriciydi. uzun zamandır görmediğim inançlı'ları görmek fırsatım oldu; gül, ekim, yasemin, orkun, katran... özlemişim bea! hoş, mezunlar günü sırasında ve sonrasında birerden iki yeni potansiyel iş çıktı. biri turhan hoca ve birkaç inançlı ile girişeceğimiz bir web varlığı işi, diğeri ise inanç forum'da caner'in startup kurma önerisi. her ikisi de gayet heyecan verici; tabii, detayların konuşulması lazım.
ekşi'de mayıs-haziran aylarını artık çaylaklık sezonu belledim. geçen sene de bu zamanlar durum aynıydı. hiç kasmadan 10 entarimi giydim, bekliyorum.
eyüboğlu'nda inanç oyuncularının katıldığı yarışmadan sonra nedenini anlayamadığım bir sessizliğinn yaşandığından bahsetmiştim. o nedeni öğrenmiş, daha doğrusu tahminlerimi doğrulamış bulunuyorum: geleneksel inançlı üşengeçliği. yoksa aldıkları sonuç hiç de fena değil, ikinci olmuşlar. hatırladığım kadarıyla iki oyuncu da ödül almış. daha ne olsun?
tüm bunların haricinde egiboy planlama teşkilatı kapsamındaki (lafa bak hizaya gel) işleri en azından altyapı yönünden ilerlettim. kütüphane otomasyon hedesinin veritabanı yapısı hazır, üstüne herşeyi koşturacak kodu yazacağım olmayan zamanımda. birtakım rutin işleri (kitap iadesi ve gecikme cezalarının hesaplanması gibi şeyler) de sql job'larla halledicem. refined search olayı olmayacak, onun yerine autocomplete listesi oluşturan bir yapı koyacağım. sıkılırsam regexvari birşeyler de koyabilirim, ama kullanımı cs'çiler için bile kolay olmayan birşeyi vatandaş mehmet'e kullandırtmaya çalışmak hiç de kullanıcı dostu bir tasarım kararı olmaz. ortaya birşeyler çıktıkça haberiniz olur zaten...
bu haftasonu inanç'taydım, mezunlar günü'ydü. iyiydi, güzeldi, hoştu da yönetim okula varlık içinde yokluk yaşatıyor sanki. şöyle ki sırf bilgi ve sanat merkezi adında, ama kesinlikle o iş iiçin tasarlanmamış, görüş açısı n tane sütunla bölünmüş bir salonda yapılıyor etkinlikler. neden? böyle bir binamız var, yeni tefriş ettik, kullanmazsak ayıp olur. yemekhanenin hem akustiği daha uygun, hem de sütunlarla geçilmemiş bayağı geniş bir açıklığı mevcut. çözüm? yemekhanenin adı "iştah ve sanat merkezi" olarak değiştirilmelidir, acil!
bayağı kalabalık bir mezun grubu, hep birlikte okulu süper işgal ettik, ve gayet iyi ağırlandığımızı söyleyebilirim. geçen senelerde yaşanan ve okul yönetimince tatsız olarak değerlendirilen cinsten olayların yaşanmaması sevindiriciydi. uzun zamandır görmediğim inançlı'ları görmek fırsatım oldu; gül, ekim, yasemin, orkun, katran... özlemişim bea! hoş, mezunlar günü sırasında ve sonrasında birerden iki yeni potansiyel iş çıktı. biri turhan hoca ve birkaç inançlı ile girişeceğimiz bir web varlığı işi, diğeri ise inanç forum'da caner'in startup kurma önerisi. her ikisi de gayet heyecan verici; tabii, detayların konuşulması lazım.
Monday, June 5, 2006
inanç '06 mezunlar hedesinden izlenimler
törenden başlayalım. geçen seneki gibi mezun başına 32 kentilyon (quintillion) saniye konuşma süresi tanınmamış olması çok önemli bir gelişme. hatta konuşmaları tamamen elimine edip video kayıtları ile törene ayrı bir renk yaratmış olmak da takdire şayan. tören konusunda "ben harvard'ı gördüm, yale gördüm, koç lisesi robert falan da gördüm, hiç bu kadar güzel bir mezuniyet töreni görmedim" diyen, yanılmıyorsam dinçkök ailesi mensubu hanımefendi konusunda ise "abartmış biraz" ya da "yo kartık daha neler"den başka hiçbir şey diyemiyorum. "land of hope and glory"'siz mezuniyet töreni mi olur be :P
neyse, ahanda törenden bir resim:

organizasyon konusunda okulu kınıyorum ve kendilerine laflar hazırladım(hınzır smiley was here). öncelikle, organizasyonsuzluktan bıktım. bık-tım. son anda bir "okulda yer ayarlayamıyoruz, herkes muallimköy'deki öğretmenevine rezervasyon yaptırsın" deniliyor, bir de aranıp öğreniliyor ki öğretmenevinde yer yok. kalmak isteyenlerin okulda kalacağı, daha doğrusu kalmak zorunda kalacağı" tebarüz etti" tabii ki. bir sürü insan da sırf okulda kalamayacağı için gelmedi, gelenlerin önemli bir bölümü de tören sonu gerisin geri nereden geldilerse oraya döndüler ve ertesi günkü "mezunlar günü"ne teşrif etmediler. teşrif etmeyenlerin ne kadar isabetli bir karar verdiklerini izleyen satırları okuyarak anlayacaksınız.
bu noktada okul yönetimince anlaşılması gereken şey şu; mezunlar okulda kalmaya geliyorlar, ama bu "kalma", yönetimin tahmin ettiği şekilde geceleme, barınma, okula hostel muamelesi yapma manasını taşımamakta, daha çok yeni mezunlarla kaynaşma, en tatlısından, paylaşılan anılar ve havada uçan esprilerle süslü bir "inisiyasyon seremonisi" şeklinde geçmekte. bu yıl, yeni mezun elemanlar hemen "tumba yatak" emri ile erkenden mayıştıkları için bu sene bu da pek mümkün olamadı.
sonrasında o 9 ay öncesinden planlanmış muazzam mezunlar günü geldi çattı. çattı da ne oldu? HİÇBİR ŞEY. abuk voleybol-futbol-basketbol müsabakaları ile 4 saatlik süper organizasyon pek de iz bırakmadan tamamına erdi. bir de amacına ne kadar ulaştığı benim için hala muamma olan bir panelimsi kümeleşme vardı. orada da "dernek kuruyoruz, ha kurduk ha kuracağız" minvalinde açıklamalarda bulunduk, bir şekilde kaybolacağından emin olduğum bir kağıda diğer katılan mezunlarla beraber iletişim bilgilerimi yazdım. inşallah telefon numaramı bağcılar'da bir üst geçitin ayağında "bel fıtığı" yazısı eşliğinde görmek zorunda kalmam. biraz "strateji oyunları" kısmında, tabu (bildiğiniz tabu, hani şu tabu var ya, o tabu) adlı strateji(?) oyununda pop-kro kardeşlerime (aemin ve yılmaz yandaşları) yenilirken eğlendim işte, o da o kadar. günün en önemli artısına da değinmezsem ayıp olur; lise 2'lerden ali cem ile akşam saat 10'da kola meşrubat falan içesimiz tuttu, gittik rasim bey'e dedik "böyle böyle". aynen öyle. o da "değişik bi'şi' yapalım" diyerek aldı bizi eskihisar'da bir çay bahçesine götürdü. okul hakkında konuşarak geçen gayet güzel bir iki saat yaşadım, teşekkürü borç biliyorum kendilerine. yine de alamadık kolayı, iyi mi :)
soonacııma ertesi günün sabahında okulun taze binalarının fotolarını çektim, o da şöylemesine bir şey:

tekne turu falan derken deli yoruldum, bir sürü boş beleş foto çektim (gidin bi' flickr'ıma bakın, hak vereceksiniz), güzel insanlarla tanıştım, daha ne ola? ne bileyim, mesela gelecek yıl daha güzel bir mezunlar günü ola!
neyse, ahanda törenden bir resim:

organizasyon konusunda okulu kınıyorum ve kendilerine laflar hazırladım(hınzır smiley was here). öncelikle, organizasyonsuzluktan bıktım. bık-tım. son anda bir "okulda yer ayarlayamıyoruz, herkes muallimköy'deki öğretmenevine rezervasyon yaptırsın" deniliyor, bir de aranıp öğreniliyor ki öğretmenevinde yer yok. kalmak isteyenlerin okulda kalacağı, daha doğrusu kalmak zorunda kalacağı" tebarüz etti" tabii ki. bir sürü insan da sırf okulda kalamayacağı için gelmedi, gelenlerin önemli bir bölümü de tören sonu gerisin geri nereden geldilerse oraya döndüler ve ertesi günkü "mezunlar günü"ne teşrif etmediler. teşrif etmeyenlerin ne kadar isabetli bir karar verdiklerini izleyen satırları okuyarak anlayacaksınız.
bu noktada okul yönetimince anlaşılması gereken şey şu; mezunlar okulda kalmaya geliyorlar, ama bu "kalma", yönetimin tahmin ettiği şekilde geceleme, barınma, okula hostel muamelesi yapma manasını taşımamakta, daha çok yeni mezunlarla kaynaşma, en tatlısından, paylaşılan anılar ve havada uçan esprilerle süslü bir "inisiyasyon seremonisi" şeklinde geçmekte. bu yıl, yeni mezun elemanlar hemen "tumba yatak" emri ile erkenden mayıştıkları için bu sene bu da pek mümkün olamadı.
sonrasında o 9 ay öncesinden planlanmış muazzam mezunlar günü geldi çattı. çattı da ne oldu? HİÇBİR ŞEY. abuk voleybol-futbol-basketbol müsabakaları ile 4 saatlik süper organizasyon pek de iz bırakmadan tamamına erdi. bir de amacına ne kadar ulaştığı benim için hala muamma olan bir panelimsi kümeleşme vardı. orada da "dernek kuruyoruz, ha kurduk ha kuracağız" minvalinde açıklamalarda bulunduk, bir şekilde kaybolacağından emin olduğum bir kağıda diğer katılan mezunlarla beraber iletişim bilgilerimi yazdım. inşallah telefon numaramı bağcılar'da bir üst geçitin ayağında "bel fıtığı" yazısı eşliğinde görmek zorunda kalmam. biraz "strateji oyunları" kısmında, tabu (bildiğiniz tabu, hani şu tabu var ya, o tabu) adlı strateji(?) oyununda pop-kro kardeşlerime (aemin ve yılmaz yandaşları) yenilirken eğlendim işte, o da o kadar. günün en önemli artısına da değinmezsem ayıp olur; lise 2'lerden ali cem ile akşam saat 10'da kola meşrubat falan içesimiz tuttu, gittik rasim bey'e dedik "böyle böyle". aynen öyle. o da "değişik bi'şi' yapalım" diyerek aldı bizi eskihisar'da bir çay bahçesine götürdü. okul hakkında konuşarak geçen gayet güzel bir iki saat yaşadım, teşekkürü borç biliyorum kendilerine. yine de alamadık kolayı, iyi mi :)
soonacııma ertesi günün sabahında okulun taze binalarının fotolarını çektim, o da şöylemesine bir şey:

tekne turu falan derken deli yoruldum, bir sürü boş beleş foto çektim (gidin bi' flickr'ıma bakın, hak vereceksiniz), güzel insanlarla tanıştım, daha ne ola? ne bileyim, mesela gelecek yıl daha güzel bir mezunlar günü ola!
Subscribe to:
Posts (Atom)